Halit KATKAT

Tarih: 11.01.2023 16:04

Üretimden bağımsız politikanın çıkmazları

Facebook Twitter Linked-in

Seçim atmosferinin etkisiyle yapılan tartışmalara baktığımızda tartışmaların yoğunluğu cumhurbaşkanının kim olacağı noktasında yoğunlaşıyor. Bugünkü sistemin özelliği gereği ülkeyi yöneten kişi önemli elbette. Hele yirmi yılda ekonomik, sosyal ve hukuki, eğitim, sağlık açısından emekçilerin yaşamını çekilmez bir hale getiren bir iktidar varken bu daha da önemli hale geliyor.

Peki bu durumu yirmi yıldır iktidarda olan ve ülkeyi bu hale getiren Cumhur İttifakı mı, altı partinin bir araya geldiği muhalefet ittifakı mı, ya da HDP’nin etrafındaki emek, barış ve demokrasi güçleri mi çözecek? Bu elbette sadece bu partiler ve taraftarlarının vereceği kararla çözülecek bir durum değil. Sonucu seçimlerde sandığa giden seçmenlerin o andaki kararı verecek.

Ama politikanın esas yapısına baktığımızda üretimden kopuk, üretici güçlerin temsilinin ve kararlarının olmadığı bir burjuva politikası öteden beri sürüp gitmektedir. Ülkedeki değerleri üreten, en ağır işleri yapan, kafa ve kol emekçilerinin hiçbir temsili değeri yoktur. Ama üretimin hiçbir yerinde yer almayan “memleket sevdalıları” politikayı meslek edinmişlerdir. Ağzı laf yapanlar kitleleri inandıranlar seçilip ülkeyi yönetirler. Demirel, “politika inandırma sanatıdır” derdi. Ben de buna karşılık, ‘bu politikanın tarikatların inandırma yönteminden farkı nedir?’ diye soruyorum.

Politika işçi sendikalarına, kamu emekçilerine yasak olurken bu politikacılar onlar adına seçilir, kararlar alır ve ülkeyi yönetirler. İşçi ve emekçiler dört yılda bir sandığa gidip oy atmayı kendilerinin iradesi ve demokrasi sanırlar.

Böyle olunca halkın derdine derman olacak bir sağlık politikası ortaya konmaz. Çünkü Tabipler Odası ve sağlık emekçilerinin bu konuda görüşü alınmaz, kararlara katılmaz ve bir sağlık politikası üretmesi istenmez. Herhangi biri bu konuda bilgi sahibi bile olmasına gerek olmadan, seçilmesine de gerek olmadan parti tarafından bakan olarak atanabilir. Alınacak kararlar o bakan ya da iktidar partisi tarafından alınır. Sonra emir komuta zinciri en uç noktalara kadar uygulanır.

Bu sistem eğitimde yine eğitimin aktörlerinin hiçbir katkısı aranmadan benzer biçimde yürütülür. Ekonomi, maliye, hukuk, tarım, sanayi, güvenlik, yerel yönetim vb. alanlar içinde benzer durumlar geçerlidir.

Ülkede üretim dışında ya da üretime katkısı olmayan fakat üretenlerin emeğiyle geçinen üç sınıf var; patronlar, politikacılar ve bir de ruhban sınıfı. Ülkenin yönetimine bu sınıflar yön verdiği sürece ülke karmaşadan ve kaostan kurtulamaz. 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —