Halit KATKAT

Tarih: 26.03.2019 10:40

Sendikasızlaşmaya doğru bir gidiş var

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye´deki işçilerin durumunu sayısal olarak yansıtan önemli bir rapor olduğu için bu gün DİSK-AR´ın 2019, Türkiye´de Sendikalaşma Araştırması Raporuna yer vermek istiyorum.

Rapora göre; “Türkiye´de toplam 16 milyon 254 bin işçinin 14 milyon 395 bini herhangi bir sendikaya üye değildir. Kayıt dışı işçiler dahil edildiğinde ise fiili sendikalaşma oranı yüzde 11,4´tür. Bakanlık Ocak 2019 itibariyle resmi sendikalaşma oranını yüzde 13,9 olarak açıklasa da bu oran hatalıdır. Bakanlık sadece sigortalı işçileri dikkate almaktadır.”
Çalışma Bakanlığının verilerine göre 2003 yılında sendikalaşma oranı yüzde 57.5 idi.
Bu işçilerden sadece 1 milyon 132 bini toplu iş sözleşmesinden yararlanıyor. İşçilerin yüzde 93´ü toplu iş sözleşmesi kapsamı dışındadır. 'Ocak 2019 tarihli bakanlık verilerine göre 1 milyon 859 bin sendika üyesi olarak gözükse de bunların 727 bini (yüzde 39´u) toplu iş sözleşmesi kapsamında değildir.
AB ülkelerinde TİS kapsamındaki işçi sayısı genellikle yüzde 50´nin üzerindedir. Toplu iş sözleşmesi kapsamı Avusturya´da yüzde 98, Belçika´da yüzde 96, Yunanistan ve İsveç´te yüzde 90´dır. TİS kapsamının en düşük olduğu ülkeler yüzde 12,5 ile Meksika, yüzde 12 ile ABD, yüzde 11,8 ile Kore, yüzde 7,1 ile Litvanya ve yüzde 7 ile Türkiye´dir'
2018´de en fazla iş cinayetlerinin yaşandığı inşaat işkolunda ise sendikasızlaşma devam etmektedir. 2018 yılında iş kazalarında toplam 1923 işçi yaşamını kaybetmiştir.
'Toplu iş sözleşmesi kapsamının en düşük olduğu ilk üç işkolu sırasıyla turizm (yüzde 1,6), büro (yüzde 2,6) ve inşaattır (yüzde 2,8). Turizm işkolunda işçilerin yüzde 98,4´ü; büro, ticaret, eğitim işkolunda işçilerin yüzde 97,4´ü ve inşaat işkolunda işçilerin yüzde 97,2´si toplu iş sözleşmesi kapsamı dışındadır. Sağlık, sosyal hizmetler, gazetecilik, tekstil işkolları da toplu iş sözleşmesi kapsamının düşük olduğu işkollarıdır. TİS kapsamının en yüksek olduğu işkolları ise banka ve finans, enerji ve genel işler kollarıdır'
'Kadınların sendikalaşma oranı kayıtdışı işçiler dahil yüzde 6,7´ye düşmektedir. Toplam işçilerin yüzde 27,6´sı kadınlardan oluşurken, kadın sendika üyeleri toplam sendika üyelerinin yalnızca yüzde 19´unu oluşturmaktadır. Toplam işçilerin yüzde 72,4´ü erkek olmasına karşılık toplam sendika üyelerinin yüzde 81´i erkeklerden oluşmaktadır'
Rapora göre sendikalaşmanın en düşük olduğu 10 il ise sırasıyla Antalya, Denizli, Yalova, Muğla, Mardin, Gaziantep, İstanbul, Ordu, Şırnak ve Uşak´tır. Antalya en sendikasız il olurken, Türkiyenin altıda bir nüfusunu barındıran İstanbul, sendikalaşma sıralamasında 81 il içinde 75. sıradadır. Bu da bize sendikasız işçilerin büyük çoğunluğunun İstanbulda olduğunu göstermektedir. Sendikalaşmanın en yüksek olduğu iller,belediyeler dahil, kamu işçiliğinin yüksek olduğu illerdir. Zonguldak, Kırşehir, Rize, Karabük, Kırıkkale, Kütahya sendikalaşmanın en yüksek olduğu iller oldu.
Raporda grevlere de yer verilmiş ve şöyle deniyor; '1984- 1995 arasında yıllık ortalama greve katılan işçi sayısı 60 bin civarında iken, bu sayı 1995-2000 yılları arasında 9 bin civarına, 2000´lı yıllarda a ise 5 bin civarına geriledi. 2003 yılında itibaren ise grevi ertelenen (yasaklanan) işçi sayısı 193 bin oldu'

Raporda açıkça görüldüğü gibi AKP iktidara geldiği 2002 yılından bu güne kadar sendikalı, toplu sözleşmeli işçi sayısında büyük düşüşler ve bunun bir sonucu olarak iş kazalarında ise artışlar olmuştur. 1990´lı yıllarda greve çıkan işçi sayısı 60 binlerdeyken bu gün greve çıkan değil grevi yasaklanan işçi sayılarında büyük artışlar olmaktadır. Bunu iktidar işverenlere “ bakın bizim zamanımızda grevler olmuyor” diyerek müjdeliyor. Ama bu sonuçları tamamen iktidara bağlamak ta işçilerin gözünden sendika bürokratlarını masum göstermek olur. Çalışan işçilerin ancak yüzde onunu örgütleyebilmiş, örgütlü görünen bu yüzde onun da birbirine rakip üç konfederasyona bölünmüş ve işçilerin iradesini dikkate almayan, yönetim, sözleşme ve kararlarda işçilerin söz sahibi olmadığı bürokratlaşmış sendikaların yol açtığı sonuçtur bu aynı zamanda. Bu sonuçlara göre ucu görünen krizin faturasının iktidar ve işverenler tarafından işçilere yüklenmesinin zor olmayacağıda ortaya çıkmaktadır. Ancak yine de bu sonuca razı olup olmamak işçilerin elindedir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —