2023 yılı asgari ücretliye, memura, emekliye verilen zamlar belirlendi.
En az verilen emekli kesim oldu.
Niye az verildiği sorgulandı mı? Sorgulansa da çözüm üretilip, çare bulundu mu? Böylesi bir ücretin emeklilere reva görülmesinde, emekliler biz bunu hak etmiyoruz diye kendilerini sorguladılar mı?
Bunların hiç birisinin olduğunu zannetmiyorum.
Böylesi zamanlarda bireysel tepkimizi birbirimize kusmaktan başka bir şey yapmayıp, öfkelenir, kızar, bağırır çağırırız... Bir araya gelelim, birlik olalım, ülkenin en büyük sosyal statüsüne sahip olan kesimiz, istediğimizde her şeyi yaptırırız, parti kursak tek başımıza iktidar oluruz diye atar tutarız. Zaman ilerledikçe, kabahatli, sorumlu arar, sonraki günlerde köşemize çekilir, kaderimize boyun eğeriz.
Yılbaşında verilen zamlar açıklandığında emekli kesimden geleneksel tepkiler birden bire öfke patlamasına dönüştü, ardından hiçbir şey olmamış gibi, balon olup söndü.
Kendi sorunun çözümünü bir başkasından bekleme, bu konu için başkasında kabahat aramak sorumluluktan kaçmak, kendi meselene sahip çıkmamaktan kaynaklanmaktadır. Esas sorumlu ve kabahatli olan emeklinin kendisidir. Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almazmış misali, emeklinin büyük kısmı sorunun kaynağının kendinde olduğunun kabahatini taşımıyor. Emekliye verilen zammın kimler tarafından verildiğini , niye bu kadar verildiğini herkes biliyor, fakat onları oraya kimlerin getirdiğini, kimlerin tuttuğunun sorgulaması yapılmıyor. Ayrıca bu düşük ücretin niye verdiği sorgulaması, sorumlulardan istenmiyor. Bu iş için önce kendimizi sorgulayıp, sonra da bu ücreti emekliye reva görenleri sorgulama cesareti gösterilmiyor.
Asgari ücretin altında maaşa kalmışsan, evine yiyecek götürmede, yakacak bulmada sıkıntı yaşıyorsan, hastane muayenesi için çağrı merkezinde sıraya girmişsen, faturalarını ödemede zorluk çekiyorsan, çocuklarını ağırlayamayıp, torunlarını sevemiyorsan, çalışırken vermiş olduğunuz hizmeti hiçe saydırıp, yaptığınız onca üretimi yok bildiriyorsan; “kabahat sende demeye dilim varmıyor ama, kabahatin çoğu sende canım kardeşim...” Şairin dediği misal.
Birlik olmadığın, bir araya gelemediğindendir bu hale düşmüşlüğün...
Kendi gücünün farkına varmadığın, gücünü bilmediğin, ortak aklını kullanmadığın içindir bu yaşantın...
Genelleme yaparak, hedef şaşırarak konuşuyor, tartışıyor, duygularını ve düşüncelerini kısır döngü içeresinde dedikoduya dönüştürmekten kurtaramıyorsun. Sorumlu, suçlu arıyorsun, ona buna saldırıp sonra da frene basıp her şeyi unutuyorsun. Kabahatler gizlendikçe büyüdüğünü, söylendikçe küçüldüğünü bilmiyor musun?
Verilen sözlerin tutulmasını, yüreklerde vicdanın yaşatılmasını, kendine söyleyecek yalanın kalmamasını, ülke nüfusunun yarısından fazlasına sahip olan “Yaşlı Gençlerin” sorununa sahip çıkılmasını istiyorsan, “Yüzüncü Yılına” sahip çık.