29 Ekim sabahı Gebze’de bir bina kendiliğinden çöktü. Ne bir sarsıntı, ne yel, ne sel… Söylemeye dilim varmıyor ama “bir deprem olsa ne olur” diye düşünmeden edemiyor insan.
Ülkemizde gündemi takip etmek hiç kolay değil. Olayların her birini tek tek ele almak ise mümkün değil.
Her gün yeni bir olayla uyanıyor olmak her birimizde farklı olumsuz etkiler yaratıyor.
8 Ekim sabahına da böyle bir haberle başladık. Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde, parfüm fabrikasında çıkan yangında 6 kişinin hayatını kaybettiği 7 kişinin de yaralandığı haberi. Yangında hayatını kaybedenler, 16, 17, 18, 55 ve 65 yaşlarında kız çocukları ve kadınlar.
Cinayet gibi ölümler, taammüden işlenen cinayetler, katliam gibi maden kazaları, (Kaza demek ne kadar doğru bilmiyorum ama…) tren kazaları, iş yerlerinde yeterli önlem alınmadığı için hayatını kaybedenler, yine usule uygun denetleme yapılmadığı için, tatile gittiği otelde yanarak can verenler, sivil, asker fark etmeden teröre kurban gidenler, trafik teröründe yiten canlar…
Trafik kazalarında bir yakınını veya tanıdığı birini kaybetmeyen var mı bilmiyorum. Gündemimizden hiç eksik olmayan olayların belli başlıları bunlar. (siyasetin seviyesiz gündeminden bahsetmezsek)
Kaza denilse de çoğunlukla önlem alınmadığı için meydana gelen bu gibi olaylarda, hayatını kaybedenlerin yakınlarını bir düşünün…
Hiç kabahati olmadan canından olanları düşünün…
Bunlara kader deyip geçmek bu kadar kolay olmamalı.
Suçlulara caydırıcı cezalar uygulanmadığından, yeterli önlemler alınmadığından denetim eksikliğinden ve daha başka birçok sebeplerden, şimdiye dek kim bilir kaç kişi hayatını kaybetti…
Kaybedilen her canın ardından, yetkisinden haberi olmayan bir yetkili basın açıklaması yapar. Modası geçmiş, kendince süslü, basmakalıp birkaç söz eder. Suçlu her kimse gereken en ağır cezaya çarptırılacağını ekler. Kendi sorumluluğundan hiç bahsetmeden.
Yaşadığımız ekonomik kriz ve hayat pahalılığı artarak devam ederken, ucuzlayan tek şeyin “insan hayatı” olması ne kadar acı.
Ama hakkını vermemiz gerek. Ölümlerine sebep olsak da cenaze törenlerine katılmayı ihmal etmiyoruz.
Namazını kılıyor, sonra da imamın; “hakkınızı helal ediyor musunuz?” sorusuna tüm cemaat hep birlikte “ediyoruz” diye cevap veriyoruz.. İmam aynı soruyu üç kez yineliyor ve genellikle de aynı cevabı alıyor “ediyoruz.”
Yıllardır ihmal sonucu hayatını kaybedenlerin cenaze törenlerini izlerken, biri de çıkıp, itiraz etse, “bu defa biz ondan helâllik isteyelim” dese diye içimden geçiririm. Öyle ya, kadın, erkek, çocuk her kimse; karşıdan karşıya kurallara uygun bir şekilde geçerken, kendi şeridinde aracını kullanırken, hatta kaldırımda yürürken bir trafik magandası hayattan koparıyor. Yukarıda bahsettiğim gibi birçok farklı nedenlerden, hatta evinin balkonunda otururken yorgun bir merminin isabet etmesiyle bir insan yaşamından olabiliyor ve biz de onları uğurlarken, hayatını çaldığımızı unutup hakkımızı helâl ediyoruz…
Çok erdemliyiz çok!
Gebze’de yaşanılan olayda yedi katlı bir binanın “kendiliğinden” çökmüş olması, ihmalin nelere sebep olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Soruşturma devam ettiğinden sorumlunun kim veya kimler olduğu henüz belli değil.
Geride on sekiz yaşındaki kızları Dilara’yı bırakarak dört kişilik bir aile hayata veda etti. Sonra ne oldu biliyor musunuz? O aileye de “hakkımızı helal ettik.” Bize nasıl minnet duyuyorlardır kim bilir?
O Dört kişinin hayallerini, planlarını bilmiyoruz. Parfüm fabrikasındaki yangında can veren, çocuk ve kadınların da… Ve… daha nicelerinin. Asla da bilemeyeceğiz. Henüz gençliğe adımını atan ve tüm ailesini kaybeden, Dilara bunu nasıl atlatacak? Yaşadığı için kendini şanslı mı, suçlu mu hissedecek? Bu sorulara kafa yormak veya bunlar olmadan tedbir almak yerine; “ölen ölür kalan sağlar bizimdir” dercesine burnumuzun dikine gitmeye devam ediyoruz. Denetlemiyoruz…
2024 “Emekliler Yılında” emeklilerimiz dünya turundan henüz dönmeye başladılar biliyorsunuz. Yapılanlar yapılacakların teminatı misali, 2025’te “Aile Yılının” getireceği huzura, bolluğa, berekete bel bağlamıştık(!) Varsın sözleşmeler raflarda beklesin. Her gelen yıla bir isim takar, her şeyi hallederiz diyorduk ama “Aile yılı” ilan edilen 2025 yılının ilk dokuz ayında 290 kadın öldürülmüş. Kaybettiğimiz tüm kadınlarımıza da “hakkınızı helal ediyor musunuz?”