Halit KATKAT

Tarih: 17.05.2023 14:12

Genel seçimi de geride bıraktık

Facebook Twitter Linked-in

Geçtiğimiz pazar günü hem Devletimizi yönetecek Cumhurbaşkanımız hem de kentlerimizi temsil edecek vekillerimiz için oy kullandık. Adaylardan biri 21 yıldır ülkeyi yönetiyor, devletin mali olanakları, devletin radyo televizyon kurumu, özel televizyonların çoğu, Anadolu Ajansı emrinde. YSK üyelerini kendisi atamış. Bütün bu propaganda olanaklarına karşın partisinin oy oranını ilk iktidara geldiği 2002 yılı seviyesinin altına 35,45 indirdi. 2002 yılında yüzde 36 oranında oy almıştı. İktidardaki Cumhurbaşkanının kendi oyu partisinin oyundan fazla yüzde 49. Bu fark ittifak partilerinin desteğinden mi geliyor nerden geliyor şüpheli…

Muhalefetteki millet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun oyu yüzde 44,5. Partisinin oyu 2018 de 22,65 iken bu seçimde 25,40’a yükseltmiştir.

Şimdi bu oy oranlarına baktığımızda iki aday da kazanmak için yeterli oyu alamamıştır. Ama oylarını azaltan taraf yani Tayyip Erdoğan’ın taraftarları zafer sevinci gösterileri yaparken. Kılıçdaroğlu’nun partisinden kendisine eleştiriler yöneltiliyor. CHP’de bazı yönetici ve üyeler “Kılıçdaroğlu’nu değiştirelim” demeye başlıyorlar. Ben hiçbir partinin üye ya da taraftarı değilim. Ama partinin oylarını yükselten bir başkanın ilk seçimi alamadı diye değiştirilme isteğinin dillendirilmesi, hem de daha önümüzde bir seçim daha varken. “Dereyi geçerken at değiştirilmez” diye bir ata sözümüz var. Sonra CHP’lileri anlamak da zor. Her seçim kaybettiklerinde “kurultay yapalım genel başkanı değiştirelim” diyorlar. Kurultay yapıp genel başkanı değiştiriyorlar alınan oy oranı yine değişmiyor. Ama hiçbir zaman bir de yöntemi değiştirelim demiyorlar.

Şimdi gelelim seçim gecesi gördüklerimize… Seçim gecesi AA’nın veri akışı ile YSK’nın veri akışı birbirini tutmamıştır. Aynı şekilde ANKA ajansının verileri de onlardan farklı idi. Seyircilerin kafasında İster istemez iktidar partisinin ve CB adayı Tayyip Erdoğan’ın oylarında manipülasyon yapılıp yapılmadığı şüphesi uyanmaktadır. YSK ilk sonuçları gece yarısından sonra verirken KK %48, RTE %44 olarak verdi. TELE 1 sadece YSK sonuçlarını veriyordu. O anda “üç büyük şehrin oyları daha büyük oranda açılmamıştır” dedi. YSK, düzenli açıklama yerine ara sıra çıkıp açıklama yapıyordu.   YSK en son açıklamasında nasıl olduysa bu oranı tersine çevirdi ve RTE 49, KK 44 oldu. O arada açılan sandıklar ve alınan oylar son ana kadar verilmedi. YSK’nın açıklamadığı bu saatlerde ne oldu?

Seçimin ertesi günü Kılıçdaroğlu partinin iletişiminden sorumlu Onursal Adıgüzel’i görevden aldı. Olayın önceki seçimlerde olduğu gibi üstü örtülmemesi için CHP tarafından net bir şekilde açıklanması gerekir. Eğer ikna edici bir açıklama yapmazsanız seçimlerde seçmeni sandığa götürmek için nasıl ikna edeceksiniz? Ki bu konuda sosyal medyada şaibeli yazışmalar görmekteyiz.

Eğer bir ölçüm metodunda hata varsa o metotla yapılan bütün ölçümler hatalı olacaktır. Ki daha önceki seçimlerin hemen hemen hepsinde bir şaibe var. Birinde “trafolara kedi girdi” dendi, birinde “atı alan Üsküdar’ı geçti” dendi. Birinde daha sandıkların sayımı devam ederken CHP’nin adayı “adam kazandı” dedi.  Şimdide 1.800.000 fazla seçmen olduğu söyleniyor. CHP sözcüsünün açıklamasında “CB oylarında 2269 sandıkta”, “millet vekili oylarında 4825 sandıkta CHP ve İYİ parti aleyhine kaydırma olduğunu açıkladı. Ayrıca internette toplu oy kullanma görüntülerini gören seçmen ne düşünür? O zaman seçmen, devamlı şaibe ve şüpheli sistemle niye seçime gider ki… Madem yolsuzluğu engelleyemiyorsanız “ben bu seçimde yokum diyebilirsiniz. İnsanları da boş yere yormayın. İnsanlar uzak yerlerden deprem bölgesine geliyor. Görevliler oy çuvallarını korumak için çuvalların üstünde sabahlıyor. Bu insanlara yazık.

Son olarak şunu söylemem gerek; benim yazılarımı okuyanlar bilir ki ben bu burjuva tarz seçim ve temsil sistemini doğru bulmuyorum. Bir kere daha ortaya çıktı ki işçi ve emekçilerin temsilinden uzak ve iradelerini yansıtmayan şaibeli, masraflı bu sisteme işçi ve emekçiler itibar etmeyeceklerdir.

Bir kere daha gördük ki ülkenin demokratik bir şekilde ayrımsız, üretken ve emekçilerin yaşam kalitesini önceleyerek yönetilebilmesi için, yeni işçi ve emekçi temsili olan bir meclise ihtiyaçları var. Emekçilerin her işkolundaki yetkili sendikadan, her meslek odası genel merkezinden seçilmiş bir temsilcinin oluşturduğu bir emekçiler meclisi oluşturmalıdırlar. Ülkenin birlik ve beraberliği için böyle bir emekçi meclisi gereklidir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —