Halit KATKAT

Tarih: 18.06.2019 11:25

Ekranlarda İmamoğlu-Yıldırım karşılaşması

Facebook Twitter Linked-in

Uzun zamandır ekranlarda yapılmayan bir tartışmaya tanık olduk. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu´nun her seçimde AKP Genel Başkanı Erdoğan´a “gel ekranlarda tartışalım” derken, Erdoğan hiç bir zaman buna yanaşmadı. Ama İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için bu defa Cumhur ittifakının adayı Binali Yıldırım´ın karşılaşmaya razı olması, kitlelerde bir “acaba” sorusuna neden oldu. Bunun, Binali Yıldırım´ı Başbakanlığa tayinen getiren, İzmir Belediye Başkanlığına aday gösteren ve Meclis Başkanlığına seçtiren AKP Genel Başkanı Erdoğan´dan habersiz olması beklenemezdi. Hatta 31 Mart seçimleri boyunca meydanlarda belediye başkan adaylarından daha fazla görünmesi ve seçimleri beka meselesi olarak ilan etmesi ve ardından 23 Haziran seçimlerinde ortada görünmemesi bu “acaba?” sorusunun sorulmasına neden oldu. Bu konuda yaygın yorum; “İmamoğlu´nun kazanması halinde yenilginin faturasının kendisine kesileceği endişesi” yorumudur.

Programın formatına bakıldığında adayların aracısız, karşılıklı birbirlerine soru sorup yanıtladıkları bir açık oturum değildi. Arada bir moderatörün olması, izleyicide soruların önceden verildiği yada karşılıklı anlaşarak soruların hazırlandığı izlenimi yarattı. Nitekim moderatör İsmail Küçükkaya, adaylara ´partilerinizden bize soruların ortak hazırlanması ile ilgili teklif geldi mi?´ sorusunu yönelterek onlardan aldığı “hayır” yanıtı ile soruları kendisinin hazırladığı izlenimi vermek istedi.
Tartışmanın kendisine gelince: İmamoğlu´nun mazbatasının neden iptal edildiğine ilişkin soruya Yıldırım “oylar çalınmış” yanıtını verdi. Ama İmamoğlu ´kimi ima ediyorsunuz, sandık görevlilerini mi? Sandık başkanını mı, seçim kurullarını mı?´ sorusunu ısrarla tekrar etmesine rağmen bu soruya Yıldırım´dan bir yanıt gelmedi.
Küçükkaya´nın 'Sayıştay raporu var. Son beş yılda 753 milyon zarardan bahsediliyor. Son bir yılda vakıflara ayrılan 308 milyon. Belediye Başkanı olunca nasıl yapacaksınız?' sorusuna Binali Yıldırım “Sayıştay raporunda öyle bir rakam yok, 108 milyon mu ne” yanıtını vermesi Yıldırım´ın dersine çalışmamış öğrenci izlenimi verdi. Fakat İmamoğlu çantasından çıkardığı Sayıştay raporunu göstererek “isterse Sn Yıldırım´a veririm diyerek dersini iyi çalıştığını gösterdi.
Bunların dışında adaylar kadın sorunları, kreş, metro ve ulaşım, çevre, mültecilerin sorunu, işsizlik konularına değindiler. Ama her ikisi de bunların çözümünde ‘halkın katılımı, kitle örgütlerinin katılımı nasıl olacak?´ sorusunun yanıtı açıkta kaldı. Yasalarda yer alan uluslararası anlaşmalarla kabul edilen ve yerel yönetimlerin seçimden sonra üç ay içerisinde çalıştırılması ön görülen ve kentin meclisi olarak görülen Kent Konseyinden hiç bahsedilmedi. Vakıflara dayanmak yerine partilerin, sendikaların, derneklerin, muhtarların ve meslek örgütlerinin yer aldığı Kent Konseyini işletmek daha demokratiktir. Ama belli ki Kent Konseyinden korkuyorlar. Sn Yıldırım, vakıfların kendilerine yardımcı olduğunu onun için yardımda bulunduklarını, bunun para yardımı şeklinde olmadığını iddia etti. Ama İmamoğlu tarafından belediyeye ait bilgilerin kopyalanmasına karşı çıktı. Belli ki bu bilgilerin kopyalanmasından rahatsız oldukları bir durum var. Yoksa bir belediyenin hesapları halktan neden saklanır?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —