Nurullah ER

Tarih: 01.06.2022 15:12

Efsaneler ve mitoloji

Facebook Twitter Linked-in

Efsaneler, hikayeler, destanlar, mitolojiler toplumların kültürüne katkı sunan, sosyal yaşantılara yön veren, sözlü ve yazılı edebi ürünleridir.

Mitoloji, mitleri konu alan, doğuşları araştıran, anlamlarını incleyen bilimdir. Özellikle, Yunan ve Latin uygarlıkları mitoloji yönünden zengindir.
Antik Yunan dönemine ait Pandora´nın Kutusu adlı efsane bir ilk çağ mitolojisi olarak Antik, Yunan döneminde ortaya çıkmış olsa da, yaşanaları gördükçe anlam ve önemini kaybetmişe benzemiyor.
Efsane, insanoğlunun çok mutlu olduğu dönemlerde, Pandora´nın kutusunun açılmasıyla tüm mutlulukların bitmesidir.
Prometheus´un tanrılardan ateşi çalarak insanlara vermesine çok kızan Zeus, öcünü almak için ateş tanrısı Hephaistos´a toprak ve ve sudan bir kadın yapmasını buyurur. Tanrıların pek çok özelliğiyle donatılan bu kadına, “Bütün tanrıların armağanı” anlamına gelen Pandora adı verilir. Pandora, içinde her türlü acı ve kötülüğün bulunduğu kutusuyla birlikte Epimetheus´a gönderilir. Epimehetus Pandora´yla evlenir. Pandora kutusunu açınca bütün acı ve kötülükler yeryüzüne dağılır. Umut ise tam çıkacakken Pandora kutusu kapanır.
İşte insanoğlu o günden bu yana kötülüklerden kurtulmak, yaşanası bir dünya kurabilmek için mücadele etmektedir. Umut, Pandora´nın kutusundan çıkmasa da insanların yüreklerine girmiş, kimi zaman közlenip, kimi zaman alevlenerek sıcaklığını koruyarak yaşamakta.
Dünya isanlık tarihi, kötülükleri yaratma ve, kötülüklerle mücadele tarihi olarak bilinir. Ne var ki, insanlık adına çok yol alındığı söylenemez. Çünkü kötülükler, her çağda farklı kılıklara bürünerek insanlığın karşısına çıkmaktadır. Bugün bile insanoğlu açlıkla, yoklukla, boğuşuyorsa, hastalıklarla baş edemiyorsa, savaşları ortadan kaldırıp dünya barışını kuramıyorsa dünya düzenini elinde tutanların barıştan, kardeşlikten, dostça yaşamaktan haz almayıp, tek düşüncelerinin tüm yeryüzü nimetlerini kendi hanelerine yazmak istemelerindendir.
Pandora´nın kapalı kutusunda kalan iyilik ve mutluluklar bu gün insanların yüreğine yerleşmiştir. Günümüz insanınına yaşama güçü veren yürekteki o umuttur. Sönmeyecek, söndürülemeyecektir. 2. Dünya Savaşı yıllarının yokluk, kıtlık günlerinde bile şair; “Dünya döndükçe/ umut fakirin ekmeği/ Ye Mehmet ye” dememiş mi? Yıllardır bizleri doyuran umudun sıcak ekmeğine daha çok ihtiyacımız var.
21. yüz yılın ilk çeyreği, 20. yüz yılın savaşlı, karanlık acı günlerinden pek ilerde değil. Dünya savaşları olmasa da, küresel dünya politikasını yürütenler bölgesel savaşların, terörün, ekonomik krizlerin, salgın hastalıkların içine tüm dünya mileltlerini itiyorlar. 21. Yüz yılın ilk çeyreği çok acılı geçiyor.
Ne olursa olsun yine de umudu yakalamak ve yaşamak geçirmek için verilecek mücadeleyle kötülükleri Pondora Kutsuuna hapsedip, umudu salıvermek gerekiyor. Yaşar Kemal; “ İnsanoğlu umutsuzluktan umut yaratandır.” demiş.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —