Halit KATKAT

Tarih: 14.05.2019 11:38

Cığızlığın çözümü ne

Facebook Twitter Linked-in

'Cığız' kelimesini google da aradığınızda karşınıza sözlük anlamı olarak şunlar çıkar: 1. Oyunbozan, mızıkçı. 2. Oyunda hile yapan. 3. Kavgacı, huysuz. 4. Dedikoducu.

Çocuk oyunlarının da kendine göre kuralları vardır. Bu kurallar oyunun anayasası gibidir. Oyun oynayan çocuklar bu kuralları değiştiremezler. Oyuna katılan her oyuncu bu kuralları kabul ederek katılır. Oyuna katıldıktan oyunu bozan, oyun kurallarını tanımayan ya da oyunun sonucunu tanımayanlar, özellikle yenildiklerinde, çocuklar tarafından oyunbozanlık, mızıkçılık ya da cığızlıkla suçlanır. Hatta bu cığızlarla kafiyeli sözlerle alay ederler ve dışlarlar.
Genelde yerel seçimleri, özelde ise İstanbul seçimlerine yapılan itirazları ve iktidar partisinin tutumunu çocuk oyunlarındaki gibi oyun bozanlık ya da cığızlık noktasında değerlendirmek gerek. Bir defa 17 yıldır iktidarda olan bir parti meclis çoğunluğu kendisinde, istediği an istediği yasayı çıkarabilme gücü var; ayrıca parti başkanının KHK çıkarma yetkisi var. Ama bu parti, bu güne kadar sağlam güvenilir bir seçim yasası ve seçim sistemi getirememiş ve kendi getirdiği kurallara kendisi itiraz eder hale gelmiş. Hatta daha önce kendisinin kazandığı seçimlerde yapılan itirazlara “atı alan Üsküdarı geçti” diye yanıtlayarak yapılan usülsüzlükleri olumlamış ve uyanıklık saymıştı. Önce İstanbul´un ilçelerinde itirazlar yapmış; yeterli sayıya ulaşamamış, daha sonra KHK´lılar oy kullandı diyerek itiraz yapmış, yine yeterli sonucu alamamış. En son “sandık başkanlarından kamu görevlisi olmayanlar var” diye itiraz etmişler. Ama geriye dönnük bakıldığında daha önceki seçimlerde yine aynı sandık kurulları görev yapmış. Üstüne üstlük ortaya çıktı ki kamu görevlisi olmayan sandık başkanlarını iktidar partisi kendisi atamış. Bir bankaya yazı yazılıyor ve çalışanlardan bazılarına sandık kurulu görevi veriliyor ve yapmazsa ceza alacağı yazılıyor. Bu durum, seçimlerin önceden kaybedilmesi durumunda bir bahane yaratılması anlamına da gelir. İstedikleri sonucu almak için kendi işine gelen kişilerin sandıkta görevlendirilmesi anlamına da gelir. Nitekim istenen sonuç alınamayınca bu noktada YSK´ya itiraz yapılıyor. YSK adalet ve hukuk kurallarına göre yani oyunun kurallarına göre karar vermiyor. YSK cığızlığa çanak tutuyor; en azından yedi üyesi. Şimdi iktidar partisi dört oy pusulasının girdiği zarftan nasıl oluyorda bir oy pusulasının usulsüz çıktığını açıklamanın çabası içinde. Var olduğu sürece de bu sorularla karşılaşacak. Ama sandığa giren dört oy pusulasından sadece birisinin usülsüz olduğunu bulmak en usta sihirbazları bile kıskandıracak ustalık!..
Olay nasıl oldu? Sorusuna birde insan aklıyla alay eden açıklamalar: “Çok ustaca yapılmış”; “ o kadar ustaca yapmışlar ki orasını bizde açıkllayamıyoruz”.
Çocuklar “cığızlığın” çözümünü yapanı oyunda oynatmamakta ve dışlamakta bulmuşlar. Ama bu seçimlerde oyunu kuran da, kuralları koyan ve o kurallara uymayan da ve kurallara uymayanları yargılayan da aynı kişi ya da kişiler. Bu durumda tekrar seçim yapmak, olmadı yeniden yapmak sonucu değiştirecek mi?
Bir de şu soru insanın aklına takılmıyor değil: Belediye başkanının üstünde vali var; onun üstünde yargı var; en üstte bunları tayin eden göreve getiren ve KHK ile görevden alan en yetkili organ var. Seçimlerle bu kadar uğraşmanın alemi ne? Bu sorunun yanıtı ekonominin kötüye gidişi olabilir mi?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —