Halit KATKAT

Tarih: 16.07.2019 10:27

Barışçı çözüm, savaştan daha ekonomiktir.

Facebook Twitter Linked-in

Rusya´dan alınan S- 400 füze sistemleri ülkemize gelmeye başadı. Bunun “ABD emperyalizmine karşı savunma amaçlı” olduğunu savunanlar olduğu gibi, boşuna para harcandığını savunanlar da var. Bu füze sistemlerine 2.5 milyar dolar ödenmiş. Bunun bir eksen değişikliğine yol açacağını iddia edenler de var. Ancak bir ülkenin günümüzde blok değiştirmesinin çok kolay olmadığını da bilmek gerek. Nitekim Savunma Bakanı Hulusi Akar “NATO´ya karşı yükümlülüklerimizde bir değişiklik olmayacaktır” diye açıklama yaptı.

Uluslararası silahlanmanın durumu 7 Haziran tarihli Evrensel Gazetesinde “Silahlanmada rekor” başlığı ile verilmişti. Burada kaynak olarak gösterilen Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI)nün verilerine göre 1 milyar 800 milyon dolarla 2018´de dünyada tüm zamanların en yüksek silah harcaması yapıldığını duyurdu. Bu silah harcamalarını yapan ilk 15 ülkeden 7´si NATO ülkesi. Bunlar; ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, Kanada ve Türkiye. Dünya silah harcamalarının yüzde 54´ünü 963 milyon dolarla 29 NATO üyesi ülke yapıyor. NATO´yla birlikte davranan ABD´nin ortakları durumundaki İsrail, Japonya, Avustralya, Güney Kore, Suudi Arabistan, Birleşik Arap emirlikleri ve Ukrayna´nın silah harcamaları da hesaba katıldığında bu oran yüzde 70´leri buluyor.
Tüm kapitalist ülkelerin temel silahlanma nedeni tarih boyunca iktidarlarını kendi halklarından korumak olmuştur. Tarihte bunun pek çok örneği vardır. Paris halkı 1871´de ayaklandığında Fransız Hükumeti savaş halinde olduğu düşmanı Prusya Hükümetinden askeri yardım alarak isyanı kanlı bir şekilde bastırmıştı. En son Sudan´da yaşanan halk ayaklanması da buna örnektir. Bizde de benzer örnekler vardır. Ama silahlanma gerekçesi olarak hep dış düşman gösterilir. Bunun içinde dış düşmana ihtiyaç duyarlar. Emperyalist büyük devletler silah pazarı yaratmak için ülkeler arasındaki çözülebilir çelişkileri kaşıyarak uzlaşmaz hale getirmeye ve silah pazarlarını genişletmeye çalışırlar. Silah gücünü ellerinde bulundurmaları sadece silah satışlarını artırmaz; aynı zamanda diğer emperyalistlerin pazarlarını ele geçirmek için olduğu gibi sanayi bakımından geri olan ülkelere de boyun eğdirmek ve sömürgeleştirmek içinde kullanırlar. Emperyalistlerin başlıca silahlanma nedeni rakiplerine karşı dünya egemenliği sağlamada üstünlük ve dünyanın yeniden paylaşılmasında paylarını artırmak amaçlıdır.
Geri ülkelerin bir emperyalistten aldıkları silahlar onu o emperyaliste bağımlı yapar. Bizim S-400 almamız en azından mühimmat yönünden Rusya´ya bağımlı hale gelmemiz demektir. Türkiye´nin silah harcamalarında son on yılda belirgin bir artış olmuştur. 2008´de 12,5 milyar dolar olan silah harcaması 2018 de 22 milyar dolara yükselmiştir.
Ancak bu gün şunu söyleyebiliriz ki yalnız silaha güvenerek sorunlar çözülemiyor. ABD 68´lerde Vietnam´ı işgal etmek istedi; nükleer hariç tüm silahlarını kullandı ama birleşik halk gücü karşısında yenilerek geri çekildi. Geride milyonlarca ölü, yaralı ve sakat bıraktı. Yine Irak´a yerleşmek için bombaladı yönetimi değiştirdi; Saddam´ı devirdi. Yine binlerce ölü ve yaralı bıraktı. Sonuçta bu gün Irak yönetimi ABD´nin sevmediği Iran´ın etkinliğinde...
Emperyalistler sadece silah satmak ya da pazar paylarını artırmak için savaş çıkarmazlar. Aynı zamanda tıkanan ekonomilerini canlandırmak içinde savaş çıkarırlar. Piyasanın isteğinden fazla, yani talepten fazla arz olması, üretim olması durumlarında biriken stokları eritmenin yolu da savaştan geçmektedir. Örneğin savaşta yıkılan evler, fabrikalar, zarar gören araçlar halk için yıkım, ama emperyalist kapitalistler için fırsattır. Onlar yıkılanlar, zarar görenler üzerinden para kazanacaklar, ekonomilerini canlandıracak ve kasalarını dolduracaklardır.
Savaşlar sorunları çözmez yeni sorunlara yol açar. Barışçı çözüm yolu, daima insanlık için en ekonomik çözüm yolu olmuştur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —