Sadullah ÇAĞLAR


YÜZYILIN EN TARTIŞILAN ADAMI

SADULLAH ÇAĞLAR


Politik mücadele tarihine bakınca, insanlığın ihanet dönemini sürekli yaşadığını görürüz. Bunun son örneği Sovyetler Birliği’nde yaşandı. 

Geçtiğimiz günlerde Sovyetler Birliği’nin eski önderi Mihail Gorbaçov, 91 yaşında öldü. Eski Sovyet liderinin ölümü, Batı dünyasında çok üzüntü yarattı. Başka Amerika Birleşik Devletleri’nde Beyaz Saray bir mesaj yayımladı: Gorbaçov’un ölümü ABD yönetiminde derin üzüntülere neden oldu. 

Beyaz Saray, Rusya halkına da başsağlığı dileyerek; “Gorbaçov’un, dünya barışına önemli hizmetleri olmuştur. O’nu saygıyla anıyoruz” der.

Evet, bir dünya savaşının yıkamadığı sosyalist sistemin yıkımına öncü olan, tarihinin en büyük döneği Gorbaçov için sahte gözyaşı dökerek onu barış kahramanı ilan ederler. Tıpkı, bazı yazarların ‘kahramanlar hayatta iken tarih konuşmayı sevmez’ diye üzülen, çok barış sever solcular gibi tasfiye edilen düzen, 22 milyon yurtsever insanını çığlık atarak toprağa gömdü. Ölenler gerçek kahramandı. Onlar ülkelerini Nazi işgalini yenerek tüm batıyı köle toplumu olmaktan kurtardı. 

Avrupa Hitler Almanya’sına teslim oldu. Başta Fransa… Paris’i Hitler’e armağan ettiler.

Yalnız Paris’i mi? Balkanlar, Sofya, Selanik, Atina düştü. 

Peki, Gorbaçov’a neden Barış Ödülü verdiler söyler misiniz? 

Geçmişin Çarlık Rusya’sı, tarım ülkesi, kiliseye teslim olmuştu. Çar, her yıl yakın komşularıyla sık sık savaş yapıyordu. Borç içinde yaşayan eskimiş Rusya, kısa zamanda Sovyet yönetiminde 10 yıl içinde, 5’er yıllık planlamayla Batı’nın yüz yıllık sanayi yeniliğini yaptı. 

Eğer Rusya makine çağına geçmeseydi, Nazi teknik ordusunu yenemezdi. Bu başarının, Ekim Devrimi’nin örnek olması gerekir.

Yakın tarihte Vietnam halkı, ABD’nin teknik ordusunu mağlup etti. Atom ülkesinin kuşatması altında olan Küba, günümüzde ABD’nin kuşatmasına rağmen sağlıkta, tıpta devrim yapıp kanserin aşısını buldu. Sosyalist Çin, 1 milyar 700 nüfuslu ülke, dünün sömürgesi, ABD’yi ekonomide geçti. Peki bu gelişmenin sırrı nedir? Yeni insana geçiştir. 

1980 Yeni Dünya Düzeni neydi?

Soğuk savaşı kazandık, evet. Berlin Duvarı yıkılırken liberal barışçılar, 100 Mark alıp, bir şişe bira içip özgürlük çığlığı attılar. Hangi hürriyet, hangi özgürlük? 

Ama bazı olaylar var ki, tarih unutmaz. Balkan ülkesi Yugoslavya’ya NATO bomba yağdırırken, sahte hürriyetin ne olduğunu anladıklarında artış geçmiş olsun!

Peki, biraz geçmişe dönelim. Doğu Berlin bölgesinde 200 bin kişi, ‘yıkılan duvarımızı istiyoruz’ diye yürüdüler. Ama artık çok geç kaldınız baylar. Ne demişti Fidel Castro, Gorbaçovculara? “Perestroyka, başkasının karısıdır. Ancak, ‘marksizmi aşan yeni kuram’ diye satmaya, evcilleştirmeye kalkarsanız karşınıza çıkarız. Sosyalizme inanmış olanlarla kazanımlarımızı, 70 yılı bir anda harcamanıza göz yumamayız. Sosyalizm batan güneş gibi yeniden doğar. Buna tarihsel gelişme şahittir.”

Geçmiş tarihten günümüze yorum yapalım… 1789 yeniliğine kim ihanet etti? 
Fransa’da eski kralcıların yeni cumhuriyete karşı gerici isyanını kim bastırdı? Paris kuvvetler komutanı, Genç cumhuriyetin ulusal kahramanı Napolyon Bonapart.

Moskova’yı işgal ettiği günlerde Çarlığa karşı bir cumhuriyetçi yurtsever, Bonapart’a Petersburg’ta suikast düzenler. Ölümden dönen Napolyon, ‘suikast düzenleyen genci bana getirin’ der. Yanına gelen yurtsevere, “Beni neden öldürmek istedin?” diye sorar. Genç dava adamı, Bonapart’a: “Sen, insanlık tarihinin en büyük zaferi olan 1789 laik cumhuriyetine ihanet ettin. Elimde imkan olsa, aynı uygulamayı yeniden yapandım.”

Sonuç ne oldu? 1789’un tarihsel gelişimi kaçınılmaz olarak devam etti. Evrensel olarak dünya ülkelerini etkiledi. Bilimciler, felsefecilere göre; 1789 olmasaydı, 1871 komünü ya da 1917 Ekim devrimi olamazdı.

Türkiye’de benzer olaylar yaşanmadı mı? 1923’te Cumhuriyet’in ilanının en büyük ilerici hareketi olan Halkevlerini’ni kim kapattı? Dünya klasikleriyle kuşanmış kitaplıklar nasıl yok oldu? Tüm yeniliklerin tasfiyesinin önü Atatürk’ün son başbakanı, dönemin cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından açıldı.

Amerikan rüyasına alkış tutan liberaller, ya da yanlışlıkla adı sola çıkıp günah çıkaranlar… 1968 Prag baharı… Alexander Dubçek, batının hürriyet kahramanı ilan ettiği Çekoslovakya lideridir. Sonrası Dubçek’in CİA ajanı olduğu açıklandı.

İşçi lideri denen Walesa, Batının desteğiyle Polonya’da devlet başkanı yapıldı. Walesa, en kısa dönemde Polonya'nın en büyük tersanesini özelleştirip sattı. Sonra Papa, Varşova’yı ziyaretinde önünde diz çöküp günah çıkartan sahte işçi kahramanı kutsadı.

Benito Mussoloni… Eski sosyalist. Geçmişinde cumhuriyetçi olup, ilk iktidar günlerinde Hitler’le işbirliği yaptı. Tarihin en kanlı savaşına öncü oldu. Babası, oğlu Mussoloni’ye eski Meksika devrimcisi olan Benito ismini vermişti. 

Yakın tarihte İngiliz demir leydi Margaret Teacher, maden işçilerinin yasal grevlerini atlı polislerle ezdirdi. Yoksullukla mücadele eden zavallı işçiler ve baskıyla Teacher’in baskılarına karşı cezaevinde ve baskılara karşı ayağa kalkan Bobby Sands ve arkadaşları diri diri sanki ölüme gittiler. 

Güney Afrika’da ırkçılar unutuldu mu?

Bütün bunlar, 1980 yeni dünya düzeni ile Sovyetlerin yıkılması sonucu Gorbaçov ve ona ödül verenler, tarihin çöplüğünde kaldılar. Genel olarak tarihsel gelişim önlenemez. Buna bilim şahittir.