Günümüz dünyasında 2025 yılı savaş tamtamları çalmaya başladı, öyle ki savaş rüzgarları bütün ülkeleri kuşattı. Peki neden savaş kapital sistemin başlanma aracıdır.
Acaba insanlık önünde barış içinde bir arada yaşama hakkı varken neden çatışma var? Bu önemli sorunun cevabı sömürgeci sistem kâr amacına yönelik silah tekelleri uygar dediğimiz ülkeler.
Geçmiş İngiliz imparatorluğu bugünkü emek yanlısı İşçi partisi başkanı, partili milletvekilleri avam kamarasında Filistin-Gazze, İsrail tartışalım diye önerge verilmesine genel başkan karşı çıktı ve toplantıyı terk etti.
İngiliz ana muhalefet lideri muhafazakâr partiyle dış politikada aynı düşüncelere sahip, aralarında fark kalmamıştır.
Aslında bilimin olmadığı yerde cehalet yaşanır. Çok yakın tarihte unutulmaz ABD dışişleri bakanı Condoleezza Rice, Beyrut ve Gazze’de masum halka bomba yağdırırken Roma’da toplanan Nato ülkeleri toplantısında açıklama yaptı. ABD dışişleri bakanı Condoleezza Rice Ortadoğu projesinin yeni alanların İsrail ve ona bağlı yeni müttefikleri olabilir, NATO tıpkı soğuk savaş döneminde Sovyetlerin kuşatması gibi.
Peki geçmiş yakın tarihte küresel savaş ne anlama geliyordu. Genelde İsrail ve İsrail’in yayılmacı hayali batı tarafından desteklenmekte. Peki çözüm nedir?
Ortadoğu bataklığından uzak durmaktır.
1. Dünya savaşı 1914-1918 kaybedilmiş dünya savaşına katılmanın bedeli ne oldu? Ülke, Anadolu işgal edildi.
2. Dünya savaşı 1939-1945 yılları eski ittihatçılar dünya savaşına katılması için çalışmalar yaptılar tıpkı 1914 yılı gibi. Cumhuriyet gazetesi sahibi Yunus Nadi büyük başlıklarla yazı yazmakta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye çağrı yapmakta.
- Dostumuz Almanya zaferden zafere koşarken Çankaya neyi beklemekte? Evet milli şef İnönü İstanbul tren garında İstanbul gazeteleri ana başlığı “İstanbul Cumhurbaşkanı İnönü’yü karşılıyor”
Aralarında Yunus Nadi var, İsmet Paşa gazetecilerin elini sıkar fakat Yunus Nadi’nin elini sıkmaz, Cumhurbaşkanı İnönü, Cumhuriyet gazetesi yazarı Yunus Nadi’ye;
“Yunus Nadi! Yetmedi mi toprağa gömdüğünüz? “Nedir gazetenizde ki savaş başlıkları, 2. Dünya savaşında 52 milyon insan öldü. Diplomaside mucize bir dış politikayla Türkiye’de tek kişinin burnu bile kanamadı.
1950 yılına kadar ülke sınır komşularının içişlerinde uzak durma konusunda politika yaptı. Cumhuriyetin temel felsefesi “Yurtta sulh, cihanda sulh”tu.
Yakın tarihte yaşanan Yugoslavya olayı, nasıl parçalandı ve kaç bölgeye bölündü? Dünkü Yugoslavya nerede?
Dünya barışını korumak için kurulan Birleşmiş milletler ya da Güvenlik Konseyi ne yapıyor?
Peki 1967 Arap-İsrail savaşında İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmeyi ret etti. Peki İsrail’e yönelik evrensel yasalar neden uygulanmıyor.
Ukrayna için NATO neden silah yığınağı yapmakta? Aslında Rusya NATO ile savaşmakta. Peki Ukrayna’yı Nazi işgalinden kim kurtardı? Sovyetler Birliği. Kızıl Ordu yalnız Ukrayna’yı mı kurtardı tabi ki değil tüm Balkan ülkelerini de. Varşova Polonya’daki Auschwitz ölüm kampına Kızıl Ordu girip esirleri kurtardı. Türkiye Ortadoğu ülkelerinde mezhep çatışmaları yaşanırken Abd Ankara’ya büyükelçi atadı. Büyükelçi Türkiye’de göreve başlamasıyla açıklama yaptı. Açıklama şöyle; Türkiye’de iktidar yapısı eski Osmanlı örnek alınması şeklinde olması gerekir. Ülkenin işgalini onaylayan işbirlikçi yönetimi geleceğe yönelik öneriyor.
Büyükelçi sanki genel vali..!
Geçmiş Ortadoğu’da Arabistan’ı bölen Lawrence gibi, yeni genel vali yeni projeler üretiyor. Yakın günlerde Lübnan’da Suriye dışişleri bakanı Esat Hasan Şeybani, Fransa Cumhurbaşkanı Macron üçlü görüşmeyle ilgili Suriye’de yeni çatışmaları önlemek için toplandılar.
Genelde 1789 laik Cumhuriyet’in kurucusu Fransa kimlerle işbirliği içerisinde? Batı demokrasisi 1789 yeniliğini geçmişte yaptığı ihanetine yeni katkılar yapmakta, tıpkı Paris’i Nazilere teslim ettiği gibi. İngiliz işçi partisi Filistin’le ilgili toplantıda parti başkanı kaçıyor.
Birleşik Devletlerin şımarık çocuğu İsrail açıklama yaptı; Gazze’yi işgal edeceğim diye, şu anda açlığa mahkûm edilmiş bir halk silahsız toprağını savunup ölüme yürümekte. Genelde Ortadoğu halkının kurtuluşu önüne bilim ve felsefeyi koymaktan geçer. Ne zaman soykırım ile ilgili bir yazı okusam Dee Brown’ın kalbimi vatanıma gömün kitabını hatırlarım.
Kitapta Kızılderili reisin unutulmaz çığlığı, gözyaşı dökerek haykırışı insanlığa bir mesajdı.
Beyaz adamlar topraklarımıza geldiği zaman onları çiçeklerle, av hayvanlarımızın en güzelini ikram ettik. Topraklarımızı ayaklarının altına serdik, her şeyimizi onlarla paylaşmaya hazırdık ama onlar bize düşman gözüyle bakıyordu. Bizleri yok etmek için gizli planlar yapıp topraklarımızı elimizden almak istiyorlardı. Bizim insanımız saftı, beyazların vatanımızda gözleri olduğunu anlayamadık. Bizler sanki mezarımızı elimizle kazdık, tuzağa koşarak gittik.
Bir yerde bilgisizliğimizin kurbanı olduk. Bir gece gökyüzünde yıldızlar ışık saçarken beyazlar hepimize ateşli silahlarla saldırdılar. Dünya kurulduğu günden beri böyle bir vahşet görülmedi, ülkemize medeniyet getireceklerini söylemişlerdi oysa ölüm tuzağı önümüze çıktı.
Evet, sömürge düzeni hangi işgal ettiği memlekete medeniyet getirdi. Siyah Afrika’ya mı, Kongo lideri Lumumba’nın tasfiyesi ya da Güney Amerika’da seçim kazanarak iktidar olan Salvador Allende yönetimine kim son verdi, CIA.
Özünde bilim adamlarının söylediği gibi başkalarının verdiği özgürlük değil, bağımsızlık siyasi iradeyle kazanılır. Filistin-Gazze, Suriye önümüze konmuş siyasi bir belgedir. ABD büyükelçisi Tom Barrack ülkesine gönderilmelidir.