Yeşilçam filmlerin unutulmaz repliği genellikle kadına atılan bir tokatla biterdi. Geçmişte Yeşilçam filmleri, şimdide sabun köpüğü diziler şiddete maruz kalan “ama” sevilen kadınları sistematik bir şekilde seyirciye sunmaktadır. Geçmişte de günümüzde de kadınlar sinema dünyasında pasif, korunması gereken, yetersiz tasvir edilmektedir.
Günümüz dizileri aracılığıyla şiddet dili meşrulaştırılmaktadır. Bunun güzellemesi de bilinçli/bilinçsiz kadınlar tarafından yapılmaktadır. Son zamanlarda basına çok fazla uyuşturucu operasyonu ile ilgili ünlü deşifre edilmektedir. Masumiyet karinesinin ihlaline hepimiz tamamımız. Hukukun üstünlüğünü savunan hiç kimse gözaltına alınış şekillerini onaylamıyor. Haklarında yargılama bile yokken suçlu gibi ilan edilmelerini de savunmuyoruz. Ancak bunları savunurken onların hizmet ettiği kültürü de görmezden gelerek güzelleme yapanları da kabul etmiyoruz. Yetenekli yeteneksiz İtalya’da şöhret olmuş bir isim gözaltına alınmış aynı suçlama ile. Oynadığı dizinin yurt dışında satılıyor olması üzerinden bir kadın sunucu diziye, oyunculuğuna övgüler diziyor. Bu kadar da değil.
Yurtdışında satan, sabun köpüğü dizisi hiçbir mesaj kaygısı olmayan herkesin bir diğerinin arkasından dolambaçlı ilişkiler çevirdiği bir dizi. Erkek karakter bolca kaslı, serseri gibi ama çok akıllı. Holding yönetiyor. Elini attığı her iş milyonlara dönüşüyor. Kadın karakter şaşkın, sakar, bakımlı, güzel giyinen, aptal ama her nasılsa holding de asistan olabiliyor. Hem de eğitimsiz haliyle. Her an düğüne gidecek gibi bir kostümle salınıp duruyor. Sürekli başına bir şey geliyor ve erkek karakter güçlü kolları ile kurtarıyor. Sevgisini göstermek için gerekirse kadını omuzlarına atabiliyor ya da kucağına geliyor. Gerçek bu mu? Biz böyle mi yaşıyoruz. Hangi kadın eğitimsiz, şapşal, sakar ama seksi haliyle iş hayatında yer buluyor. Bu mu bizi temsil ediyor. Bu temsiliyeti mi savunuyoruz?
Seversin sevmezsin, yetenekli bulursun bulmazsın ama Hazal Kaya’nın yıllar önce bekaret kontrolüne gideceği sahneyi reddeden tarzıdır bizi temsil eden. Aynı dizide burası hayal dünyası gerçek mi zannetti diyen kadın oyuncunun beyanı değildir. Diziler hayal dünyası ancak gerçeklik gibi içinde yaşayan bir kitle var. Erol Taş yıllarca sokakta kötü adamı oynadığı için dayak yedi. Aliye Rona huzurevinde hayatını kaybettiğinde ettiğini buldu yazan seyirciler vardı. Hayal dünyasında çok öte bir misyonu var dizilerin. Şiddet dilini meşrulaştırmak gibi. Dizilerde itaatkâr kadın başarılı ve sevilesi. Güç erkeğin fiziksel görüntüsü ve ekonomik gücü ile temsil ediliyor. Kadın eğer güçlü ise kötü karakter. Hiç tek olduğu için kişisel yaşamını idame ettiremeyen bir erkek karakter görmezsiniz. Hep kadın karakterlerdir bunlar. Zengin, güzel ama yumurta kırmayı bile beceremeyen. Af dilediğinde erkeğin eline sarılan diz çöken de hep kadındır. İki erkeği idare eden kadınlar kötü kadındır. İki kadını idare eden erkekler erkek ve aşıktır. Sadakat yükümlülüğü erkeğin olmasına rağmen hep iki kadın birbiri ile çatışır. Erkek paylaşılamayandır. Kıskançlık meşru ve sevginin gösteresidir. Kadının odaya kapatılıp, üstüne kapının kilitlenmesi çok açık baskıdır. Görüntünün devamında erkek karakter kapıya ya da duvara yaslanır. İç ses senin iyiliğin için der. Baskı ile sevgi arasında neden sonuç ilişkisi yoktur. İradesini yok sayarak, fiziki, psikolojik şiddetle aşk gibi gösterilen sahneler şiddet dilinin meşrulaştırılmasıdır.
Toplumsal ahlakçılık yapmıyoruz. Sevgi, aşk gibi meşru kelimelerle kadınlara uygulanan fiziksel, psikolojik şiddeti kabul etmiyoruz. Saygı, sadakat kadının olduğu kadar erkeğinde sahip olması gereken nitelikler. İki erkeğe duygusal yakınlık gösteren kadın nasıl ahlaksız kötü kadın olarak tasvir ediliyorsa iki kadını aynı anda idare eden erkekte ahlaksız kötü erkektir. Biz çalışan kadınlar ailemizde de başarılıyız iş hayatında da. Çalışırken her an düğüne gidecek gibi kostümlerle de ortalıkta dolanmıyoruz. Eğitim seviyemizin ederi işlerde çoğumuz çalışamasak ta eğitimsiz bir kariyer örneğimiz mevcut değil. Uyuşturucu iddiası ile göz altına alınan oyuncuların masumiyet karinesini savunuyoruz. Ancak şiddet dilini meşrulaştıran dizilerine güzelleme yapmadan…


