Kamu emekçileri adına Hükümetle TİS görüşmelerini yapacak olan üç konfederasyon; Memur-Sen, Kamu-Sen ve KESK, TİS masasına götürecekleri teklifleri açıkladılar. Bu arada şunu hatırlatmakta yarar var; yasaya göre en fazla üyeye sahip üç konfederasyon temsilcilerinden oluşan kamu görevlileri sendikaları heyetinde imza yetkisi Memur-Sen´e ait. Yine şunu söylemek gerek ki kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkı bulunsa da bu hakkın etkili olarak kullanımını sağlayacak grev hakkından yoksunlar. Dolayısıyla muhtemel bir uyuşmazlık halinde zorunlu tahkim mekanizması devreye girecek ve tahkime başvurma yetkisi de Memur-Sen´e ait. Buna karşılık Memur-Sen´in diğer konfederasyonların masada olup sadece taleplerini dile getirebilmesine bile tahammülü yok. Memur-Sen´in hazırladığı TİS taslağı, kamu emekçilerinin taleplerini gözetmek yerine, hükümetin koyduğu enflasyon hedeflerini esas alan bir taslak. Bunun yanında “Memur-Sen üyelerine diğer kamu emekçilerinden bir kat fazla toplu sözleşme ikramiyesi verilmesi”ni ve “KESK ve Kamu-Sen´in TİS masanda yer almamasını” isteyerek, kamu emekçilerini bölen ve farklı görüşteki sendikaların varlığına bile tahammül edemeyen anti demokratik bir tutum sergiliyor. Kendi üyelerine diğer kamu emekçilerinden bir kat fazla ikramiye istemesi ile diğer sendikalardaki emekçilerin kendilerine geçmesini, ki bu aynı zamanda emekçileri iktidar yanlısı yapma niyetini de gösteriyor, daha sonra da TİS´i kendi istediği gibi hazırlayarak iktidara şirin gözükmeyi amaçlamaktadır.
Kamu-Sen TİS hazırlıkları konusunda şöyle diyor: ”Bu yıl yetki dönemi sona erdikten sonra TİS´e ilişkin geniş bir alan araştırması yaptık. 10 bin 578 kamu emekçisinin katıldığı anket çalışmamızda üyelerimizin dışında diğer konfederasyonlara üye emekçiler ve sendikasızları da bu sürece kattık. Toplu sözleşme görüşmelerinde emekçilerin öncelikli taleplerini belirleme noktasında yol gösterici bir çalışma oldu. İllerden gelen şube başkanlarıyla Yüksek İstişare Kurulu toplantısı gerçekleştirdik ve yerellerden gelen sorunlar üzerine rapor hazırlandı. Çalışmalarımız devam ediyor.”
KESK de çalışmalarını şöyle açıklıyor: Temel ücret meselesi, emeklilikte yaşa takılanların sorununun çözülmesi, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, bireysel emeklilik sisteminin zorunlu hale getirilmesinin durdurulması, kadınların sürekli, güvenceli işlerde istihdam edilmesi ve bunun önündeki engellerin kaldırılması, ayrımcılığın ortadan kaldırılması, kreşlerin işyerinde tüm gün hizmet verecek şekilde açılması, 3600 ek gösterge sisteminin vaatte kalmayıp hayata geçirilmesi gibi taleplerimiz var ama bu dönem en yakıcı talep güvenceli iş, güvenli gelecek talebi. Ekonomik kriz gittikçe derinleşiyor, kendi maaşlarına yüzde 40´lara varan zam yapanlar kamu emekçilerine fedakarlık çağrısında bulunuyorlar. Kaynaklar var ama bu kaynaklar yandaşlara, sermayedarlara peşkeş çekiliyor; cemaatlere, dini vakıf ve derneklere aktarılıyor. Kamu emekçisine, işçisine gelince yüzde 5 gibi komik rakamlar telaffuz ediliyor. Biz bu ülkenin değerlerini üreten emekçiler olarak hak ettiğimizi almak istiyoruz. Var olan koşullarda bu kadar hak kaybı yaşarken hiçbir kamu emekçisi ne hayatını yürütebiliyor, ne de geleceğine güvenle bakabiliyor. Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 6 bin 750 liraya dayandığı bir noktada en düşük ücretlerin bunlar gözetilerek düzenlenmesi gerektiğini söylüyoruz. Biz bu taleplerle masada ve alanlarda olacağız.”
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın´ın geçtiğimiz günlerde “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” diye açıklama yaptı. Yaptıklarına baktığımızda, maalesef yaptıkları toplu sözleşmelerde hükumetin verdiğinin bile altına imza attıklarını, emekçileri enflasyona, hayat pahalılığına ezdirdiklerini görüyoruz. Hak gasplarına karşı çıkmadıklarını görüyoruz.