Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı 8 bin 864 TL’ye, dört kişilik aile için belirlenen yoksulluk sınırı ise 28 bin 875 TL’ye ulaştı. Daha bir ay bile olmadan asgari ücret açlık sınırının altına düştü. Milyonlarca işçi, emekçi ve emekli aileleri ve çocuklarıyla birlikte açlık sefaletini yaşamaya mahkûm oldu. Sağlık ve eğitim masraflarını karşılayamıyor, yeterinde beslenemiyor ve kış soğuklarında ısınamıyorlar, kiralarını ödeyemiyorlar. Bunlar sırf muhalefet olsun diye yazılan şeyler değil. TV, gazete ya da medya haberlerini dinleyen, her sağduyulu insanın fark ettiği günlük olaylardır. Geçinemeyen emekçiler bankalara borçlanarak yaşamaya çalışıyor, böylece geleceklerini de bankalar ipotek ettiriyorlar.
İktidar tarafından açıklanan büyüme rakamları emekçilerin yaşamlarında bir iyileşmeye neden olmadığı gibi günlük yaşamda çarşı pazara giden işçi ve emekçiler her gün daha çok yoksullaştıklarının farkına varıyorlar. Ama bu büyümeden yararlananlar bankalar, fabrikatörler, müteahhitler, paradan para kazanan rantiye sınıfları; bir de uluslararası sermayedarlardır. Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı'nın (KEDV) açıklamasına göre Türkiye’deki 13 milyarderin serveti 44 milyon kişinin toplam servetinden daha fazla. Türkiye’deki en zengin yüzde 1’in serveti ise en yoksul kesimlerin yüzde 90’ının sahip olduğu servetten 1.5 katı daha fazla!
Elbette işçiler bu zamlara ve pahalılığa karşı sessiz kalmamalıdırlar ve kalmadılar da… Geçen yılın ilk 6 ayında, işçiler yaklaşık 120 fabrika ve iş yerinde eylem yaparak ücretlere ek zam talep ettiler. Başta kuryelerin ve tekstil işçilerinin çalıştığı, çoğunlukla sendikasız ve güvencesiz iş yerlerinde patlak veren bu eylemler sonuçta patronları ücret güncellemesi yapmak zorunda bırakmıştır. 2023’e girerken büyük fabrikalar ve temel işletmelerde işçi eylemleri başladı. Ford Otosan’da ek zam talebiyle eylem yapan işçilere, TÜPRAŞ işçileri iş yavaşlatarak dahil oldular. Nitekim Ford Otosan, 2022 yılının ilk 9 ayında net kârını bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 119 artırarak 10 milyar 332 milyon 171 bin liraya çıkarmış. Ford Otosan, 9 ayda işçi başına 504 bin 697 lira, aylık bazda ise işçi başına 56 bin 77 lira kâr etmiş. TÜPRAŞ 2022 yılının ilk 9 ayında net kârını bir önceki yılın aynı dönemine göre 10 kat artırmış. TÜPRAŞ, 23 milyar 500 milyon lira net kâr elde ederken 9 ayda işçi başına 3 milyon 900 bin lira net kâr sağlamış. Aylık bazda işçi başına elde edilen kâr ise 433 bin 163 liraya ulaşmış! Yani tekeller kârını 10 on kat artırsa da bu on katın birini dahi işçilere kendiliğinden vermek istemez. Çünkü tekellerin amacı hep daha fazla kardır.
İşçiler her ne kadar seslerini çıkarsalar ve iş bırakmalara varan eylemler yapsalar da bu eylemlerin sınırları toplu sözleşme sınırlarını aşmayan ya da ekonomik taleplerle sınırlı kalan eylem ve hareketler olarak kalıyor. Farklı zaman dilimlerinde 120 fabrikada ücret talebi ya da ücretlerinde iyileşme talep edilmesine karşın bu eylemler birleşik güçlü eylem haline gelmemiştir. Birleşik güçlü işçi eylemleri olmadan da aldıkları ücret ve sosyal haklar ve özgürce sendikalaşma hakkı garanti altına alınamamaktadır.
Bilinçli işçilerin bugün birinci hedefi sendikalarını bürokrat sendikacılıktan kurtarmak, yani sınıf sendikaları haline getirmek; ikinci hedefleri de çalışan işçilerin yüzde 86’sını oluşturan örgütlenmemiş işçileri örgütlemek olmalı yani tek bir iradede birleşmiş bir sınıf haline gelmek olmalı. Unutulmasın ki bugünlerde gündemde olan siyasi program ve propagandalar işçilerin yaşamlarında önemli bir değişikliğe yol açmayacaktır. Sonuçta iktidar değişse de yöneten egemen sınıflar değişmeyecektir.
Elbette işçi ve emekçiler kendilerinin yaşamlarını cendereye sokan sistemden biraz nefes alacakları ortamı tercih edeceklerdir. Henüz değiştiremeye güçlerinin yetmediği sistemde kendi örgütlenmelerine fırsat verecek politikalara destek verebilirler. Ama buna işçiler kendi yollarındaki taşların temizlenmesi için fırsat olarak bakmalıdırlar.