Piyasada bir taraftan en temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları yükselirken, diğer taraftan iflas eden konkordato ilan eden şirketlerin sayısı artmakta... Geçen yılın son aylarında yüzde 26´lara çıkan enflasyon, KDV oranlarının ve döviz kurlarının müdahale ile düşürülmesi sonucu 20´lere gerilemişti. Ama yeni yılla birlikte sebze ve meyve fiyatlarına gelen zam, toplumun alt gelir guruplarını daha çok etkilemeye başladı. KDV oranlarının yüzde 18´den yüzde 8´e düşürülmesi süresinin 31 Mart´ta yani seçimlerin arefesinde bitecek olması mobilya, beyaz eşya ve otomobil satıcılarını kara kara düşündürmektedir. Zaten işsizlik ve yoksulluk altındaki kitlelerin büyük bir kısmı alım gücü düştüğü için bu malları alamamaktadır. Bugün 10 hanenin 2´si yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Ekonomik krizin derinleşmesiyle temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan yurttaş sayısı ise hızla artmaktadır. Bunun sonucu olarak bu kitlelerin ilk önce kısacakları gider kalemleri ev, otomobil, mobilya ve beyaz eşya olacaktır. Bu mallardaki satışın azalması bu sektördeki firmaların iflaslarını kaçınılmaz hale getirecektir. Diğer taraftan iflas eden firma sayısının artması işsizliği de beraberinde getirecektir. Nitekim şimdiden bazı büyük otobüs nakliyat firmalarının iflas ettiği haberleri gelmektedir. Ayrıca KDV oranlarının yüzde 8´le devam etmesi devlet gelirlerinin azalmasına yol açacak ve bu da çalışanların ve emeklilerin maaş ödemelerine yansıyacaktır.
Planlarını yerel seçimlere göre yapan AKP yetkilileri, Antep ve Erzurum´da yaptığı konuşmalarda, yapılan zamlara karşı market sahiplerini “ülke ve vatan hainliği”ne varacak ölçüde suçlamış. Gaziantep´te partisinin yerel yönetim adaylarının tanıtım toplantısında yapılan konuşmada; “Marketlere bakıyoruz. Çarşı pazarda marketlerde fiyatlar üreticiden alındıktan sonra tırmandırılıyor. Bunun adı ticaret değil, bunun adı fırsatçılık, tefecilik hatta ülkeye ve millete ihanettir” diyerek, krizin ve yüksek fiyatların sorumlusunun market sahipleri olduğunu işaret etmiştir. Yakında Market Terör Örgütü “MTÖ” diye bir operasyon yapılırsa şaşırmamak gerek.
Dünyada bugün hakim olan ve ülkemiz içinde geçerli olan ekonomik sistemin adı serbest pazar ekonomisi, yani kapitalist sistem. AKP´nin de bugüne kadar kullandığı sistem de bu sistem. Bu sisteme göre pazarda malların fiyatları arz ve talebe göre serbestçe belirlenir.
Yani malların fiyatlarını alıcıların alım gücü belirler. Yani yetkililerin emri ile fiyatlar değişmez. Zaten önceki aylardaki toptan eşya fiyat endeksinin tüketici fiyat endeksinden yüksek olması fiyatların yükseleceği anlamına da gelmektedir.
Satıcılar istediği fiyatı koyabilirler ama alıcı sayısı az olursa mallar elde kalır. Bu yüzden serbest piyasa ekonomisinde piyasaya müdahale istenmez. Tüketiciler istediği malı alamazken üreticilerin ya da satıcıların ellerinde stoklar birikir. Buna da kapitalizmin bunalımı denir.
Bu sistemin alternatifi planlı ekonomidir. Planlı ekonomiye göre de malların üretimi piyasadaki rekabete göre değil; toplumun ihtiyacına göre yapılır.
Dolayısıyla tüketiciler fiyat artışından etkilenmediği gibi aşırı üretilen mallar da depolarda beklemez.