Başlığa yılda bir değişen asgari ücret diye yazdım, ama bu yıl ikinci defa asgari ücret tespiti yapıldı.
Bu elbette durup dururken yapılmadı. Piyasa fiyatları fahiş miktarda artarken asgari ücret devede kulak kaldığı ve bu durumda işçi mücadelesinin yükseleceğinden korkulduğu için yapıldı.
Asgari ücretin artırılması görüşmelerinde gazetelere yansıyan şu konuşma bu yazdığımızın teyididir: “Erdoğan, artış oranı için sehven yüzde 25 dediğini, artış oranın yüzde 30 olduğunu söyledi. Ardından TİSK Başkanına dönen Erdoğan, 'Mutabık mıyız' diye sordu, 'Mutabıkız' yanıtı aldı. Daha sonra Türk-İş Başkanı Ergün Atalay´a dönen Erdoğan, yine 'Mutabık mıyız' diye sordu. Atalay 'Hayırlı olsun Cumhurbaşkanım' yanıtı verdi. Erdoğan´ın ise 'Gırtlağımızı sıkmasınlar' dediği duyuldu. Atalay bunun üzerine 'Olur mu Cumhurbaşkanım' dedi. Burada şunu da belirtmek gerekir ki asgari ücretin güncelleme teklifinin işveren tarafından gelmesi de bu dediğimizi doğruluyor.
Asgari ücret hakkında her yıl sayfalarca yazı yazılır; ama rakamlar değişir, belirleme sistemi değişmez. Belirleme sistemi diyoruz ama aslında bir belirsizlik sistemidir.
Asgari ücret bir defa neye göre asgaridir?
Asgari geçinebileceği ücret desek bir insanın asgari insanca yaşayacak giderlerini karşılamıyor: Bekar bir işçinin bu yılki piyasa fiyatlarına göre yaşama maliyeti 8313 TL. Verilen asgari ücret net 5500. Lira. Ama yüzdeli artış oranlarına bakıldığında yüksek görünüyor.
Türk İş´in tespitlerine göre açlık sınırı 6391 Lira, buna göre de verilen asgari ücret açlık sınırının altında kalıyor. TUİK verileri baz alındı desek TÜİK´e göre yıllık enflasyon yüzde 73,5. Bu da hesaba uymuyor. Emekliler için de durum farklı değil. TÜİK´in enflasyonu yüzde 73,5 verilen yüzde 41.
Verilen asgari ücret zammını ekmek zamlarıyla karşılaştırırsak: İskenderun´da 06.08. 2021 tarihinde 200 gr ekmek 1,75 lira oldu. O tarihte asgari ücret 2.825 lira. Buna göre hesap edersek asgari ücretli maaşıyla 1.614 ekmek alabiliyordu. 29.11. 2021 tarihinde asgari ücret artmadığı halde 200 gr ekmek 2,25 oluyor. Asgari ücretlinin maaşı 1255 ekmeğe düşüyor. Yani asgari ücretlinin maaşından 359 ekmek eksiliyor. Bu yılın ocak ayında asgari ücret 4.253 lira, 200 gr ekmek yine 2,25 lira asgari ücretin alım gücü 1890 ekmek. Bu yıl ilk defa asgari ücrete yapılan ikinci zamla asgari ücret 5.500 oldu. Peki alım gücü ne oldu diye bakarsak; Ekmek 4 lira, alım gücü 1375 ekmek oldu. Burada işçi ve emekçilerimizin temel gıda maddesi ekmek olduğu için karşılaştırmayı ekmekle yaptık. Başka hangi meta ile yaparsanız yapın hem asgari ücretin hem de emekçilerin maaşlarının metalar karşısında alım gücü düşmektedir. Diğer paralar karşısında değeri düşen TL gibi…
Sendikalar, yaptıkları toplu sözleşmelerdeki hesapları hep yüzdeli zamlar üzerinden yaptıkları için hep bu sarmala düşmektedirler. Bu sarmala devam etmek sendika bürokrasisinin işine gelmektedir. Çünkü bu yüzdeli zamla işçilerin kafasını meşgul edip diğer önemli talepleri gözden kaçırmak kolaylaşmaktadır. Halbuki pazarlığı işçilerin ürettiği ya da tükettiği metalar üzerinden yapsalar işçiler her yıl bu sarmala düşmek zorunda kalmazlar. Örneğin temel tüketim maddesi olan ekmek üzerinden asgari ücret tespiti yapılsa ekmeğin arttığı oranda asgari ücrette artar. Yani somut bir formüle bağlanmış olur.
İşverenler işçi sınıfının gücünün farkında ve bu gücün kullanılmasını engellemek için ellerindeki olanakları kendi kazançlarını engellemeyecek şekilde kullanmaktalar. Ama işçi sınıfı kendi gücünün farkında değil.