Halit KATKAT


Bürokratik sendikacılık işçilere hizmet etmez

15 Ağustos tarihli yazımda Hak-İş´i 600.000; yine Hak-İş´e bağlı olan Hizmet-İş´i 200.000 üyeye ulaştığını yazmıştım.


15 Ağustos tarihli yazımda Hak-İş´i 600.000; yine Hak-İş´e bağlı olan Hizmet-İş´i 200.000 üyeye ulaştığını yazmıştım. Hak-İş´e bağlı bu sendikaların örgütlenmesinin bizzat bakanlıklar, valilikler ve AKP il teşkilatları üzerinden sağlandığı halen konuşuluyor. Taşeron işçileri kadroya almayan ve almayacağı sanılan AKP, onların sendikalara üye olma yolunu neden açıyor? Aidatlarını sendikacıların cebine akıtmak ve Kamu İşveren Sendikası ve Yüksek Hakem Kurulu aracılığıyla işçi sendikalarını sahte bir toplu sözleşme düzenine mecbur bırakmak için mi?

Petrol-İş, Yol-İş, Hava-İş, Liman-İş, Türk-Metal, Maden-İş, Hizmet-İş gibi sendikalardaki genel merkez yöneticilerinin aldıkları maaşlar: Asgarisi 20.000 TL. en yükseği 85.000 TL. İki ay da bir de çift maaş alıyorlar. Yöneticiler bu maaşları büyük ölçüde harcamıyor. Zira altlarında sendika tarafından tahsis edilen bir araç var. Aldıkları sigara, yedikleri yemek, içtikleri çay, kahve; giyindikleri ceket, yurt içi ve yurt dışında yaptıkları tatil, kaldıkları otel… Her şey örgütlenme ve eğitim gideri olarak fatura ediliyor. Maaşlar dışında sendikanın aldığı taşınmazlar, kırtasiye, matbaa, yemek, tanıtım vb. harcamalarını temin eden şirket ve kişiler üzerinden sağlanan sendikacı gelirleri de söz konusu. Burada Türk-Metal Sendikası´nın başkanlığı üzerinden holding patronu olan, ardından da Ergenekon davası sanığı olan Mustafa Özbek´in durumunu da hatırlatalım.
Denilebilir ki “İşçi ve İşveren Sendika ve Konfederasyonlarının Denetimine İlişkin Tüzük” bir tüzük yok mu? Var ama bir buçuk sayfalık, beş altı maddelik basit ve denetimi sendika iç organlarına bırakmış bu “tüzük” ile her ay milyarlarca işçi aidatının aktığı sendikaları denetlemek asla mümkün değil. Yönetimin belirlediği denetleme üyeleri yönetimi ne derece denetleyebilecek?
AKP kendisinden önce kurulmuş bu çarkı daha da geliştirip, işbirlikçilik düzeyini yükselttiği sendikacılardan oluşan bu sistem sayesinde asgari ücreti en düşük orandan belirleyebiliyor. Ya da aynı Hak-İş´i şişirdiği yollarla büyüttüğü Memur-Sen Konfederasyonu sayesinde kamu emekçilerine enflasyon tarafından bir ay sonra yutulacak bir zammı büyük kazanımlar sağlamış gibi pazarlayabiliyor. Hükümet, AKP, işverenler bu düzeneğin ayakta kalması için her türlü çabayı sarf ediyor. İşçinin bastırılmasını sağlayan bir mekanizmanın parasını işçiye aidat olarak ödeten bir sistemi neden bozsunlar?
Şöyle bir eleştiri yapılıyor: “İşçinin sendikadan başka örgütü yok. Sendikaların bu yönlerini eleştirirsek işçilerde zaten sermaye ve devletin ideolojik yollarla oluşturmaya çalıştığı sendika düşmanlığını pekiştirmiş oluruz. İşçiler sendikalardan uzak durur.” Bu kocaman bir yalandır ve aldatmacadır. İşçilerin gerçeğe ihtiyacı var, yalana değil.
İşçiler kendi temsilcileri ile ve kendi iradeleriyle bu bürokratik sendikacılığa müdahale etmezlerse bu sömürü sistemi devam edip gidecektir.