Halit KATKAT


Bilimle inanç arasında

Halit KATKAT


Toplumsal yaşam kurmuş sosyal böcekler örneğin arılar ve karıncalar işlerini bir inanca bağlamadan yaşarken insan nesli ortaya çıkışından beri yüzlerce hatta binlerce inanç çeşitliliğini yaşam alanında devreye sokmuştur. 

Arılar ve karıncalar neredeyse mükemmel işleyen bir toplumsal düzen kurarken her canlıdan üstün olduğunu iddia eden insan, günlük yaşamın içerisinde sorunlar yumağından kendini kurtaramamıştır. Bu sosyal böceklerin hiçbir karmaşaya yol açmadan işerini yürüttükleri bilim insanlarının incelemeleri sonucu ortaya çıkmaktadır. Bilimsel araştırmalar bize sosyal böceklerin bu gelişmiş sistemlerini bir milyon yıl önce tamamladıklarını söylüyor.
Bir Arı ya da karınca işsizlik bilmez, aç kalmaz. Onlar yumurtadan çıktığı andan itibaren yapacağı işler bellidir ve planlıdır. Yuvanın temizliği, bebeklerin bakımı, yuvanın dış düşmanlara karşı korunması vb. hepsi yumurtadan çıkan her bireyin belli yaşlarda yapmak zorunda olduğu görevlerdir. Yuvanın düzenini sağlamakla görevli Ana aynı zamanda yuvanın tek doğurgan bireyidir. Onun topluluk üzerindeki otoritesi doğurganlığından gelmektedir. Yuvadaki bütün bireylerin anası olması ona bu yetkiyi vermektedir. Bu sosyal böceklerin toplumsal yaşamında aylaklığa da yer yoktur. Üretmeyen birey topluluktan atılır.
Bu sosyal böceklerin milyonlarca yıllık evrim aşamalarından geçerek kurdukları bu düzen, yaklaşık bir milyon yıldır tıkır tıkır işlemektedir. Bu yaşam mücadelesinde seçtikleri yol ve yapılan yanlışların genlerine kaydedilmesi sonucu bu aşamaya gelmişlerdir. Bal peteklerinin her bir hücresi mükemmele yakın altıgen şeklindedir. Yani altı özdeş ve eşit aralıklı duvarları olan odacıklardan oluşur. Matematiksel olarak düz bir yüzeyde boşluk bırakmadan birbirine uyabilen eşit kenarlara sahip yalnızca üç geometrik şekil vardır. Bu şekiller eşkenar üçgen, kare ve altıgendir. Eşit alanlı üçgen, dörtgen ve altıgen birbiri ile karşılaştırıldığında, en az kenar uzunluğu altıgendedir. Bu da en az malzeme yani mum harcayarak en az işçilikle en ekonomik depo imali demektir.
Şimdi bu durumda arıların petek gözlerini inşa ederken matematik kullanmadığını iddia edebilir miyiz?
Arıların toplum yapılarına baktığımızda kovan içindeki düzenin neredeyse matematiksel kesinlikte olduğunu görürüz. Arılar uçarak, karıncalar yürüyerek kilometrelerce yol kat edebilirler ve bu mesafelerden hiç şaşırmadan evlerine dönebilirler. Karıncalar uzun mesafeler kesip yuvalarına taşıdıkları yapraklarla yer altında mantar yetiştirirler. Mantarların çıkardığı karbon dioksit gazını atmak için yuvalarının bu bölümüne bacalar inşa ederler. Bütün bunları bu böcekler sınama, yanılma metodunu kullanarak ve bu bilgileri genlerine kaydederek başarmışlardır. Doğal olarak bu metot milyonlarca yıllık zaman alan uzun bir yoldu.
İnsan nesli iki ayağı üzerine kalkıp diğer atalarından ayrılalı yaklaşık iki yüz bin yıldır. Bu kısa zaman süresinde sosyal böcekler gibi sınama yanılma yoluyla bir düzen kurması düşünülemezdi. Ayağa kalkması sonucu gelişen beyni ona avantaj sağladı elbette… Beynini kullanarak keşfettiği aletlerle ihtiyacından fazla üretim yaptı. Bu üretimi diğer sosyal böcekler gibi toplumun ihtiyacı için kullanmak, paylaşmak yerine güçlü olanlar tarafından artan bu ürüne el konuldu. Bu da toplumun çıkarları birbirine zıt ezen ve ezilen olmak üzere iki karşıt sınıfa bölünmesine yol açtı. Bunun toplumdaki karşılığı bitmeyen kavga ve karmaşa oldu. Bu sömürü düzenini sürdürmek isteyenler ezilenleri sindirmek ve bulunduğu sefil düzene razı etmek için hep inançları kullandı.
Bu gün üretim araçlarının kullanımı üretim yapanların denetimine alınmaz ve üretim de toplum için yapılamazsa tükenen kaynaklarla beraber insan nesli de yaşamının sonuna gelecektir.