Sadullah ÇAĞLAR


Batı Dünyasında Yabancı Olmak

Sadullah ÇAĞLAR


Geçtiğimiz günlerde gazeteler sürpriz bir haber verdi, Fransız basını turist olarak kimse Paris’e gelmesin diye yazdı. Genelde Fransız halkı hayat doludur üstelik yabancılara karşı saygılıdır. Fakat kültürel sorunlar nüfusun kalabalıklaşması Paris halkını turist istemez hale getirdi. 

Oysa insan hakları evrensel beyannamesi insana değer verir ve uygarlık Paris’te başlar. Paris halkı tüm insanlık için geçmişte bedel ödemiştir. Ama süreç içinde ırkçılık yeniden hortladı ve 1930’lu yıllarda Nazi Almanya’sı tüm batıyı tehdit ederek yeniçağa geçişi önledi. Ne demişti Şekspir; Utan ey çağ soylu insan yetiştiremez olduk. 

Uygar batı NATO’nun kuruluşu ile sınıfta kaldı. ABD sözde demokratik hür dünya ülkesi fakat sormak gerek, hangi hür dünya? New York’taki hürriyet anıtı acaba gerçekten söylendiği gibi özgürlük simgesi mi? 

Geçmiş yıllarda ABD’yi kuran göçmen işçiler ABD’den kovuldu. Artık Avrupa ülkesi Fransa yabancı işçilere kapıları kapattı. Peki 2.Dünya Savaşında yıkılan Berlin, Varşova ve Amsterdam’da şehirleri kim imar etti ayrıca Roma ve Londra’yı yeniden kuranlar tabiî ki göçmenlerdi.

Avusturya’da 2.Dünya Savaşında yıkılan sanatsal eserleri tekrar kimler yaptı? Göçmen işçiler ama onlar vatandaş bile olamadı. Geçmiş yıllarda Fransa’dan gelen arkadaşıma sordum, Paris nasıl? Eski kitap evleri artık kapandı dedi, aydınların uğrak kitapevleri kalmadı.  

Ünlü Notre Dame katedrali müze olarak hizmet veriyordu ve içinde kütüphanesi vardı. Fransa dendiği zaman Victor Hugo ve Notre Dame’in kamburu romanı aklımıza gelir ve geçmişte roman konusu olaylar bu müze olan Notre Dame katedralinde geçer. 

Edebiyat tarihinin büyük destansal kitabı Monte Kristo Kontu, Alexsander Duma’sın eseri her edebiyat meraklısı bu romanı okumuştur ve Fransız kültürünün önemli bir eseridir. 

Türk edebiyat ustası Yakup kadri Karaosmanoğlu’nun Sürgünler romanı Paris’te yaşayan Jön Türkleri anlatır. Sürgün yılları Jön Türkler vapurla Fransa’daki İf şatosunun önünden geçerken Monte Kristo Kontu romanından Edmond Dante’yi hatırlarlar. 

Paris sanatın evrensel şehri idi. ABD’li yazar Hemingway Çanlar kimin için çalıyor romanını Paris ‘te Mulen Ruj sanat evinde yazdı. Bu romanda Hemingway İspanya iç savaşını anlatır, sonrasında Hemingway Paris bir şenliktir kitabını yazar ve Fidel Kastro tarafından bu kitaplar büyük övgü alır.    

Fransız filozof varoluşçuluğun yaratıcısı olan Jean Paul Sartre 1959 Küba yeniliği sonrası Havana’yı ziyaret eder. Fransız aydını Sartre Havana’da yaptığı açıklamada;’ Batılı bir yazar olarak Küba’nın bağımsız olması beni mutlu etti. Fidel yönetimini kutluyorum. Küba bütün güney Amerika’ya örnek olacaktır’ der. 

Her gittiği ülkede güzelliği ile gündemde kalan eski İran Kraliçesi dünya güzeli Süreyya Paris’te tek başına kaldığı otel odasında yaşama veda etti. 1930’lu yıllarda hep yazmıştık sinema tarihinin muhteşem üstelik politik kişisi Şanghaylı Zambak adıyla anılan Marlin Dietrih, HiTler’in tüm önerilerini reddedip Almanya’ya dönmedi. 

Bir zamanlar Paris dendiği zaman Emile Zola’nın Dreyfus davası bir utanç olarak hatırlanır. Şimdi Fransa’da Kamelyalı kadın gibi eserler yazılmıyor neden? Çünkü felsefe yok bilime değer verilmiyor. 

NATO insan aklını kuşattı artık batıda barış yanlısı Einstein ya da Russel gibi aydınlar yok. Sinemada Jane Fonda gibi sanatçılar yetişmiyor. Ülkemizde de artık Hasan Ali Yücel ve Mehmet Ali Aybar gibi aydınlar yetişmiyor. Yaşar Kemal’in dediği gibi ‘Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler’.