Sivas katliamda yaşamını yitirenler, İskenderun'da anıldı

32 yıl önce, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Sivas'taki Madımak Otelindeki yaşanan katliamda yaşamını yitiren şair, yazar ve aydınlar, İskenderun'da anıldı.

TÜRKIYE 2.07.2025 15:54:00 0
Sivas katliamda yaşamını yitirenler, İskenderun

İskenderun Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı İskenderun Şubesi Cemevinde düzenlenen anma töreninde, Madımak Otelinde yanarak ya da dumanla boğularak yaşamını yitiren 33 aydın ve 2 otel görevlisi yaşamını yitirmiş, 40 kişi de yaralanmıştı.

Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı İskenderun Şubesi Başkanı Bilal Özkan, Sivas katliamında ölenleri andı ve yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Sivas katliamını anlatan 13 dakikalık video gösterisinin de izlendiği anmada, Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Derneklerinin ortak basın açıklamasını yönetim kurulu üyesi Makbule Güden okudu. Faşist ve şeriatçı kuşatmaya karşı; Laik, demokratik Türkiye için 2 Temmuz'da Sivas'tayız, alanlarda olacaklarını ifade eden Güden, "İnsanlık tarihinin en kara, en utanç verici katliamlarından biridir 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı. Bu topraklarda direnişin simgesi, Alevi inancının hak, hakikat ve adalet yolundaki temel direklerinden biri olan Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın anısına düzenlenen etkinliklerin dördüncüsünde, semah dönen gençler, ozanlar, yazarlar, sanatçılar, aydınlar, bu halkın vicdanı ve geleceği olan 33 can, 2 Temmuz 1993 Cuma günü Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi" dedi.

“32 yıl geçti ama ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi”

İskenderun’da örgütlü bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin de de katıldığı toplantıda konuşan Güden, şunları söyledi: "Katillerin sloganlar eşliğinde yaklaştığı, güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı, dönemin siyasi iktidarının sessizliğiyle gölgelenmiş bu katliam, sadece Türkiye'nin değil, insanlık tarihinin kara lekesi, bu coğrafyada farklı olana, inanca, düşünceye , aydınlığa ve insanlığa karşı işlenmiş bir insanlık suçudur. Bu katliamın üzerinden 32 yıl geçti. Ama ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi. Çünkü adalet yerini bulmadı. Katillerin büyük bir bölümü cezasız kalırken ceza alanlar affedildi, serbest bırakıldı. İnsanlığa karşı işlenmiş bir dava, zaman aşımına uğratıldı. Sivas'ın öncesinde yaşanan katliamlarla da, Sivas'la da, sonrası yaşanan katliamlarla da yüzleşilmedi. Yaşanmış hiç bir katliamla hesaplaşılmadı. Hesabı verilmedi. Çünkü katiller, bizzat siyasi iktidarlar tarafından korundu, bu tür cinayetler ve cinayet şebekeleri, gerici, ırkçı, faşist çeteler, örgütler cesaretlendirildi, dolayısıyla katliamlar teşvik edildi. Katiller ve onları koruyup kollayanlar, devlet protokollerinde yer buldu. Madımak katliamı buna verilecek en bariz örnektir. Sivas katilleri ve onları savunan avukatlar, el üstünde tutuldu, ödüllendirildi. Çünkü Sivas'ı yakanlar da aklayanlar da aynıydı."

'Türkiye yüzyılı maarif modeline' eleştiri

Katilleri ve katliamı planlayanları da aklayanları da tanıdıklarını, zihniyetlerini bildiklerini anlatan Güden, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Ülkemizin ve hatta dünyanın geleceğini karartmak isteyen bu zihniyet ile mücadelemiz yeni değildir. Tarihimiz bu anlayış ile mücadele tarihidir. Tarihin hiçbir döneminde karanlığa teslim olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Yüzleşme ve hesaplaşma olmadan bu topraklara barış da, demokrasi de, özgürlük de gelmeyecektir. 2 Temmuz'un hesabı sorulana kadar, 'Sivas için adalet, herkes için adalet' mücadelemizi büyüterek devam ettireceğiz. Sivas’ın katillerinin, Hizbullahçıların salıverildiği, gazetecilerin, öğrencilerin, aydınların cezaevlerinde tutulduğu, halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyumların atandığı bir karanlık dönemden geçiyoruz. Ekonomik ve sosyal kriz, adalet krizi ile gerici ve tekçi bir ablukaya dönüşürken, emekçilerin, emeklilerin, gençlerin kadınların bedeller ödeyerek kazandıkları temel hakları bir bir gasp ediliyor, en demokratik anayasal hakları kullandırılmıyor,  bu düzenin devamına yönelik her türden hukuksuzluk olağanlaştırılıyor. Eğitim sisteminde dayatılan 'Türkiye yüzyılı maarif modeli', gerici, tekçi bir kuşatmanın başka bir adıdır. Laik ve bilimsel eğitim yerine dinsel ve mezhepçi bir müfredat getirilerek, yeni karanlıklar örülmek istenmektedir.Bu model, yeni katliamların altyapısını hazırlamaktadır."

"Yapılmak istenen şey, kültür ve hafıza kıyımı'

Sivas, Tokat, Malatya Erzincan başta olmak üzere Alevi coğrafyasının madencilik adı altında, maden ve enerji şirketlerine peşkeş çekildiğini, kutsal mekânların, ziyaretgahların, dereler, dağlar, yaşam alanların talan edildiğini ifade eden Güden, "Yapılmak istenen şey, sadece sıradan bir doğa katliamı değil, aynı zamanda bir inanç, kültür ve hafıza kıyımıdır. Bu düzenin adı açıkça faşizmdir. Bugün yapılan şeyin adı, açıkça şeriatçı ve faşist bir kuşatmadır. Ve biz, bu kuşatmaya karşı direnen halkların, inançların, kadınların, gençlerin yanında, Hakk’ın ve halkın yolundayız. Sivas’ta yakılan ateşle simgeleşen bu katliamla yüzleşmeyen hiçbir iktidar, barış ve eşit yurttaşlık iddiasında bulunamaz" diye konuştu. Aleviler her zaman barıştan yana olduğunu, yüzleşme ve hesaplaşma olmadan yapılacak her türlü 'barışın', baştan çözülmeye mahkûm olduğunu anlatan Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı İskenderun Şubesi yönetim kurulu üyesi Güden, "Bugün bir yandan da 'yeni anayasa' tartışmaları yürütülüyor. Ama o masalarda yine Aleviler yok, emekçiler yok, kadınlar yok, Kürtler yok! Biz olmadan yazılan bir toplumsal sözleşme, ne eşit olabilir, ne özgür, ne de kardeşçe. Aleviler yalnızca bu ülkenin vicdanı değil, aynı zamanda kurucu iradesidir. Bu nedenle yeni anayasada Aleviler söz sahibi olmalı, yalnızca 'konu'değil, özne ve kurucu irade olarak kabul edilmelidir. 32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, bugün hâlâ kalbimizde yanıyor. Ama o küllerin içinden yeniden birlik, direniş ve umut yeşeriyor. Mücadelemiz yalnızca geçmişin hesabı değil, geleceğin de savunusudur. Aleviler ve alevi kurumları olarak, buradan sesleniyoruz: 2 Temmuz’da alanındayız. 33 canımızı anmak için alanlardayız. Faşist ve gerici kuşatmaya karşı eşit yurttaşlık, laiklik, özgürlük ve demokrasi için alanlardayız. Karanlığa karşı aydınlık için alanlardayız" dedi. 

İskenderun Kaymakamı çöken bina alanında inceleme yaptı

İskenderun’da yıkım sırasında 6 katlı bina çöktü: Can kaybı yaşanmadı

İskenderun’da metruk bina çöktü: Ekipler enkaz kaldırıyor

İskenderun’da ağır hasarlı bina yıkım sırasında çöktü

Can Atalay’dan çocuk ölümleri tepkisi: “Hatay’da ölüm çukurları oluştu”

Adnan Şefik Çirkin’den depremde kayıp çocuklar için soru önergesi: 30 çocuk hâlâ aranıyor

Avukat Alkan Falay’a saldırıya Hatay Barosu’ndan tepki

Cebike TOKİ konutlarında yangın: 13 kişi tahliye edildi

Arsuz–İskenderun yolunda kamuflajlı araçta 19 yasadışı göçmen yakalandı

Hatay merkezli rüşvet operasyonunda 26 tutuklama: 8 ilde eş zamanlı baskın

Esnafın sandık mesajı: Değişim ve güven vurgusu

Arsuz’a krom ocağı için “noter taahhüdü” verildi

Hatay’da 10 Şubat’tan bu yana 4 çocuk suda boğularak hayatını kaybetti

HBB'den grevdeki işçilere destek

Hatay ormanları yanıyor

  • BIST 100

    16139,48%-2,69
  • DOLAR

    43,96% 0,05
  • EURO

    51,49% -0,88
  • GRAM ALTIN

    7590,72% 2,09
  • Ç. ALTIN

    12213,23% -2,50