Tarih: 12.05.2020 10:24

En tehlikeli virüs açlık

Facebook Twitter Linked-in

İki buçuk aylık dönemde virüsten ölenlerin sayısının 273 bin kişiye yaklaşmasına rağmen dünyada 2,5 ayda açlıktan ölen çocuk sayısının 616 bin 500; yetişkin sayısıyla birlikte 1 milyon 258 bin kişi olduğu dikkate alınırsa en tehlikeli virüsün açlık olduğunu belirten Türkiye Çevre Platformu adına açıklama yapan Oktay Demirkan, şu değerlendirmeye yer verdi: 'Yakın gelecekte açlık, gıda ve su savaşları kaçınılmaz olarak karşımıza çıkacaktır. Bunların önüne geçebilmek için çiftçimize ve tarımımıza gereken önemi ve desteği vermemiz gerekmektedir. Türkiye de 2009 yılında TÜİK verilerine göre 38.912.000 hektar tarım arazisi mevcut iken 2019 yılında 37.712.000 hektar tarım arazisine gerilemiştir. Yani on yıl içerisinde 1.200.000 hektar tarım arazisi yok olmuştur. Bu ülkemiz için çok büyük bir kayıptır. Bu gerilemenin başlıca nedeni tarımın desteklenmemesi ve tarım alanlarının imara açılmasıdır. Tarım bakanlığının hazine arazilerinin 9.000.000 metrekare = 900 hektarının tarıma açılacağını açıklaması yerinde ama yetersiz bir girişimdir. Yılda 120.000 hektar tarım arazisi kaybedilirken 900 hektar tarım arazisi ilave etmek devede kulak kalmaktadır. 2002 yılında tarım alanlarımızın 26.579.000 hektarı ekilirken, 2019 yılında 23.094.000 hektarı ekilebilmiştir. Bu da demektir ki yılda 83.000 hektar tarım arazisi ekilmemekte, çiftçimiz tarlasını ekmekten ve tarımdan yavaş yavaş uzaklaşmakta ve ülkemiz kendi kendine yeten bir tarım ülkesi olmaktan giderek çıkmaktadır. Tarım alanlarımızın 37.000.000 hektar olmasına rağmen 2019 yılında 23.094.000 hektarının ekilmesi, diğer bir deyişle yaklaşık 14.600.000 hektar tarım arazisinin tarım dışı kalması asıl sorunumuzdur ve bu büyük bir tehlikededir. ´Köylü milletin efendisidir´ ilkesinden uzaklaşılmış üreten köylü ve çiftçimiz yeterince desteklenmemiştir.'
Demirkan, gazetemize gönderdiği açıklamayı şöyle sürdürdü: 'Tarım alanlarının yok olmasının önüne geçilmesi; ekilmeyen tarım alanlarının ekilmesinin sağlanması; doğal tarımın yaygınlaştırılması, vahşi sulama yerine damlama sulamaya geçilmesi; çiftçiler için mazottaki KDV‘nin sıfırlanmasını; tarım ürünlerinde ithalat yerine yerli üretime destek verilmesi; yerel tohumların desteklenmesi ve yaygınlaştırılması; atalık tohumların serbestçe satılmasının önünün açılması, hatta devlet tarafından çiftçiye dağıtılması; üretimde kültürel ve biyolojik önlemlerin özendirilerek gereksiz ve fazla kimyasal kullanımının engellenmesi için, çözüm üretilmelidir.'

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —